Öncelikle bildiklerimizle başlayalım:

Görebildiğimiz evren yaklaşık olarak 13,8 milyar yıl önce ortaya çıktı ve Büyük Patlama‘yle genişlemeye başladı. Büyük Patlama’dan önce ne olduğu ve yaşamın başlangıç temellerinin atıldığı bu olayın nasıl gerçekleştiğine dair olan ayrıntılar hâlâ tartışmalı. Aynı şekilde evrenin sonunun nasıl olacağı da hâlâ tartışma konusu. Tabii sona ererse… Üzerinde çokça konuşulan ve desteklenen dört ayrı senaryo bulunuyor.

EVREN ŞİDDETLİ BİR PATLAMAYLA MI SONA ERECEK YOKSA SESSİZ VE SAKİNCE Mİ?

BRAIN CLEGG
Antropik ilke: Kainatta birden fazla evren var mı? - Kozan Demircan

Evren nasıl sona erebilir?

Bu dört senaryodan ikisinde evren genişlemeye devam ediyor. Ancak o kadar fazla genişliyor ki, giderek inceliyor ve daha dağınık ve düzensiz bir hâl alıyor. Her ne kadar iki senaryoda da aynı temellerden yola çıksa da nihai sonuçları birbirlerinden çok farklı. En geleneksel senaryo olan ”Büyük Donma”, standart termodinamiğin son noktasıdır. Tamamen dağınık bir evrende, sonunda daha fazla enerji alış-verişi olmayıncaya kadar her şey dengelenecek. Daha dramatik olan versiyonda ise evrenin sadece genişlemekle kalmayıp, genişlemenin de hızlandığı hesaba katılıyor. Hızlanan bu genişleme abartılı bir noktaya ulaştığında ise ”Büyük Yırtılma” ortaya çıkıyor. Bu senaryoda genişleme sonsuza doğru ilerlerken, gezegenler ve galaksilerden temel parçacıklara kadar her şey, evrendeki tüm maddeler ve hatta uzay-zamanın kendisi bile parçalanıyor.

Diğer iki senaryoda ise evrenin genişlemesi durumu bir zıtlıkla sonuçlanıyor. Sonunda ise evren tersine dönerek küçülmeye başlıyor. Eğer her şey ”Büyük Çöküş” ile sona erecek olursa, bugüne kadar gerçekleşmiş olan her şey tersine dönecek ve ”tekillik” denen sonsuz, yoğun noktaya geri döneceğiz. Bu sürecin, daha sonralarında yeni bir Büyük Patlama ve bunun sonucu olarak yeni bir evren doğurma ihtimali oldukça yüksek olarak görülüyor. Biraz daha farklı olarak ”Büyük Sıçrama”da ise evren tekrardan zirve boyutuna ulaşır ve ardından daralmaya başlar. Ancak sonrasında bir sıçrama durumunu takip eden genişleme ortaya çıkar ve tekillik haline dönemez. Büyük Çöküş’ten farkı, önceki evrenin bazı özelliklerinin bir sonraki evrene taşınabilmesidir. Yani Büyük Çöküş yepyeni bir evren yaratırken, Büyük Sıçrama’da aynı evren tekrar tekrar genişler ve daralır.

Peki tüm bunlar neye bağlı?

Bu olasılıklar, fiziğin temel yasalarına çok iyi bir şekilde uyarlanarak tasarlanıyorlar. Özellikle de genel görelilik teorisi, evrenin gözlemlenen davranışlarına ugulanarak geleceğe dönük tahminler yapılabiliyor. Evrenimizin geleceğini tahmin edebilmek için kullanılan faktörlerden en güvenilir olanı şüphesiz ki hızlanan genişleme. Evrenin genişlediğine dair olan ilk bilgilerimizi 1998’de elde ettik. Bunun yanında artık evrenin genişleme hızını da biliyoruz: megaparsek başına saniyede 73.2 kilometre. Bu arada bir megaparsek yaklaşık olarak 3.26 milyon ışık yılına denk geliyor, bunu da dip not olarak düşelim.

Şimdi de ”geleceğe dönük tahmin” kısmına gelelim. Bu bölüm oldukça karmaşık. Neden mi? Çünkü sonucu kesin olmayan, binlerce hatta bekli de milyonlarca farklı deney yapı gözlemlemeli ve bunları çıkarımlarımızı destekler niteliğe getirmeliyiz. ”Her şey geçmişte nasılsa, gelecekte de öyle olacak” gibi güzel ve sınırlayıcı bir kuralımız yok malesef. Sadece şimdiye kadar olanı bilebildiğimizden, ulaştığımız bilgiler sonucunda türettiğimiz senaryolar da varsayımdan öteye geçemiyorlar.

Evrenin yoğunluğunu gerçekten biliyor muyuz? - Teknoloji Haberler

Günümüzün en şüpheli yaklaşımı genel görelilik kuramı olsa gerek. Çünkü, kütleçekimin etkilerini tahmin etmede Einstein’ın teorisi oldukça etkili olsa da bu teori, kuantum parçacıkları düzeyinde yetersiz kalıyor. Unutmadan evrenin sonu hakkında türetilen senaryoların çok büyük bir kısmında kuantum fiziğinin kullanıldığını ekleyelim. Ayrıca, evreni modellemek için genel görelilik kuramını kullanıldığında evrenin çok fazla basitleştiğini görüyoruz. Bu durumda içinde bulunduğumuz evren ve model evrenimiz arasında çok ciddi farklar oluşuyor.

Peki kozmologlar arasındaki en popüler teori hangisi?

Cevabımız elbette kime sorduğunuza bağlı olacaktır. Çünku bu konu hakkında bilim dünyasında ciddi fikir ayrılıkları söz konusu. Bilim insanlarına göre, Büyük Sıçrama ve Büyük Çöküş gibi teorilerde söyle sorunlarımız var. Evren modelleri, bu tür süreçlerin gücünün tükeneceğini ve dış enerjiler olmadan geri dönüşüme devam edemeyeceğini savunuyor. Yani teorilerin sonuçlana bilmesi için denge sağlayanı olmamalı ve dış enerji girdisi devam etmeli. Ancak bu durumda da kısır döngüye giriyoruz çünkü hani evren yok oluyordu?

Büyük Sıçrama’nın günümüzde şimdiye kadar yapılan en iyi desteklenen versiyonuyla tanışalım. Bu versiyonda, sicim teorisinin henüz kanıtlanmamış bir versiyonunu ele alan ”ekpirotik teori”ye dayanıyor. Bu teori aslında, kuantum fiziği teorisini ve genel görelilik kuramını birleştirmekten öteye gidemiyor. Ekpirotik teoriye göre evrenimiz üçü uzayda biri de zaman olmak üzere dört boyutlu bir zar. Ve bu zar, yani evrenimiz bir uzay-zaman sürekliliği içinde yüzüyor. Bu türde iki zar çarpışınca Büyük Sıçrama meydana geliyor ve dış girdi enerjisi oluşuyor.

Büyük Donma senaryosunun çeşitli versiyonları uzun yıllar boyunca kozmologların favorisi oldu. Bu senaryoya göre yaklaşık 100 kentilyon ( 1011 x 1011 ) yıl sonra her şeyin enerjisi tükenecek ve yıldız oluşumları sona erecek. Evren nihayetinde dengeye ulaşarak son bulacak. Ancak şüphesiz ki günümüzün favori senaryosu Büyük Yırtılmadır. Çünkü karanlık enerji (evrenin genişlemesini hızlandıran etki) evrenin boyutundan etkileniyor gibi görünüyor. Buna bağlı olarak evren genişledikçe karanlık enerjinin etkisi daha da güçlenecek diyebiliriz. Buna dayanarak bilim insanları evrenimiz için son 20 milyar yıl daha ömür biçiyorlar. Ancak bu rakam oldukça kurgusaldır. Bunun nedeni ise gelecekte karanlık enerjinin beklediğimiz etkiyi gösterip göstermeyeceğinden emin olmamamız.

Karanlık enerji nedir? | Bilim ve Gelecek

Peki herkesin merak ettiği o soruya gelelim: her hangi bir şey evrenin sonundan kurtulabilir mi?

Her şeyin parçalandığı senaryolarda bu durum pek olası görünmüyor. Oysa Büyük Sıçrama senaryosunda prensipte kurtulan bazı şeyler olabilir. Ancak tahmin edeceğiniz üzere kurtulabilen şeylerin doğa kanunları gibi temel özellikler olması çok daha muhtemel.

Evrenim öldükten sonra yeni bir evren doğacak mı?

Büyük Çöküş ya da Büyük Sıçrama senaryolarından biri yaşanırsa kesinlikle evet. Ancak yaşanması daha muhtemel olan diğer seçenekler bile her şeyin sonu anlamına gelmiyor. Çoğu kozmolog, Büyük Patlamaların düzenli olarak yaşandığı görüşünde. Yani evrenimiz, çok daha büyük olan ”çoklu evren”in bir parçası. Evrenimiz sona erse bile daha büyük bir çoklu evren sonsuza kadar var olmaya devam edebilir. Bilim insanları bu durumu evrensel düzeyde bir yaşam döngüsü olarak tanımlıyor.

Evrenin Tarihi - Bilimsel Dünya

Daha fazlası için Moletik.com sizleri bekliyor!

Instagram’da Moletik

Twitter’da Moletik

Bu içerikler de hoşunuza gidebilir 👇

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

İnci Avşar

Marmara Üniversitesi'nde biyoloji okuyorum. Sanata, müziğe ve yaşamımıza hayat katan hemen her şeye ilgi duyan, hobileri arasından ne yapmak istediğine karar veremeyen ve Türkiye'de hayatta kalmaya çalışan yüz binlerce öğrenciden biriyim. Herkese merhaba ^-^

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir