Baharatlar yemeklerimizin tatlarını almamızda en önemli adımdır. Adını vermeden tadı tarif etmek imkansızdır çoğu zaman. Tuz ise olmazsa olmazlarımızdandır. Aşırı tuz tüketimi kardiyovasküler ve diğer sağlık sorunlarıyla bağlantılar kılsa da, yaşamak için vücut sıvılarımızı düzenlemeye yardımcı olan bu elektrolite yani tuza ihtiyacımız var.

Araştırmaya göre, tuzun vücudumuzun önemli bir başka sisteminde, tahmin edilenden daha büyük bir rol oynayabildiği görüldü. Bu sistem bağışıklık.

Görsel.1: Pizza dilimi

Araştırmacılar bu çalışmayı Amerika’nın en sevilen tuzlu yiyeceklerinden biri olan pizzanın yardımı ile sodyumun bir sınıf bağışıklık hücresi içindeki minik yapıları değiştirerek, işlevlerine geçici olarak zarar verebildiğinin benzersiz bir yolunu gördü.

Tuz ve sodyum genellikle birbirinin yerine kullanılsa da aynı olmadıklarını unutmamalıyız. Sodyum, tuzun ana bileşenidir, ancak ölçülen miktarda tuz aynı sodyum ölçüsüne eşit değildir. Tuzlu bir şey yediğinizde kan dolaşımına giren aslında sodyumdur.

Çalışmanın araştırmacılarından olan profesör Dominik Müller, “İlginç ve yeni olan şey, sodyumun mitokondriyal işlevi köreltme açısından mitokondri ile güçlü bir iletişimci olmasıdır” dedi.

Önceki çalışmalarda sodyumun mitokondriyi etkilediği ortaya konulmuştu. Ancak tam olarak nasıl çalıştığı bilinmiyordu. Şimdi, araştırmalar hafif yükselmiş sodyum seviyelerinin bile monositlerin (bağışıklık öncü hücreler) ve makrofajların (kan dolaşımından dokuya göç eden monositler) mitokondri yoluyla beslenmesini değiştirdiğini gösteriyor.

Mitokondride üretilen enerjideki bu azalma kalıcı değildir. Ancak yine de bağışıklık hücrelerinin çalışma şeklini bozuyor ve bu da tuz bakımından ağır bir diyetin potansiyel olarak enflamatuar hastalıkları tetikleyebileceğini ima ediyor.

Çalışma ekibi farelerden ve insanlardan ekstrakte edilen makrofajları sodyum ile tedavi etti. Daha sonra bir dizi test yapılarak hem farelerde hem de insan hücrelerinde sodyumun mitokondrinin solunumunu yani enerji üretme sürecini engellediğini gösterdi.

Görsel.2: Kandaki sodyum seviyeleri arttıkça ve normale döndükçe, monosit bağışıklık hücrelerinin oksijen tüketim oranı azaldı ve ardından normale döndü.

Diyet sodyumunun monositler üzerindeki etkilerini görmek için çalışmalarına devam eden araştırma ekibi, bir grup erkek katılımcıyı iki hafta boyunca yüksek sodyumlu bir diyete soktular. Katılımcılar, iki hafta boyunca normal diyetlerine 6 gram tuz ekleyen haplar aldı ve bu da kandaki sodyum seviyelerini biraz yükseltti. Kandaki sodyum seviyeleri yükseldikçe monositlerin oksijen tüketim oranının azaldığını ve bunun mitokondriyal fonksiyonun bozduğunu düşündüren bulgular ile karşılaştılar.

Başka bir deneyde, 10 erkek ve 10 kadın, 10 gram tuz içeren bir öğün pizza yedi. Mitokondriyal fonksiyonda tekrar ani düşüşler fark edildi. Bununla birlikte, kan testleri pizzayı yedikten sekiz saat sonra mitokondrilerinin normale döndüğünü gösterdi.

Peki bu etki uzun süreli mi?

Tuzun bu belirli bağışıklık hücreleri grubu üzerindeki etkilerini kısa vadede incelendiği için sodyumun uzun vadeli etkileri konusunda kesin bir fikir birliği yok. Kısa vadede, gözlemledikleri hücre değişikliklerinin aslında makrofajların bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bu değişiklikler ayrıca kardiyovasküler hastalığa yol açabilecek iltihaplanmayı da teşvik edebilir. Öte yandan sodyum, bazı koşullar altında bir bağışıklık tepkisini artırarak koruyucu bir işleve sahip olabilir.

Bir enflamatuar veya antiinflamatuar etki olup olmadığı henüz belli değil. Sodyumun önemli bir hücre işlevini geçici olarak azaltmasının, uzun süreli tuzlu yemek diyetiyle tekrar tekrar kalıcı etkilere sahip olup olmayacağını söylemek için çok erken olabilir.

Müller, “Yüksek tuz durumlarının döngülerine sahipseniz, mitokondriyal enerji üretiminize sık sık zarar vereceğiniz düşünülebilir, ancak bunun daha ileri çalışmalarda test edilmesi gerekiyor” diyor.

Kaynaklar

Kaynak.1 Kaynak.2
Görsel.1 Görsel.2

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Öykü Özkul

Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü 3.sınıf lisans öğrencisiyim. Marmara Üniversitesi Biyolojik Bilimler Kulübü Yönetim Kurulu'nun sekreteri olarak aktif rol almaktayım. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.'' sözünü benimsemiş, ülkem adına iyi bir bilim insanı olmak için çalışıyorum.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.