Aklınızdaki soruları cevaplayacağımız Zombi Biyolojisi 101 serimizin ikinci kısmına hoş geldiniz! Önceki yazımızda zombilerin genel olarak ne olduğunu açıklamış, olası bir yapay virüsün bir şekilde geliştirildiği laboratuvardan kaçıp dünyaya yayılması durumunda yaşanacak pandemiyi ele almış ve film önerisinde bulunmuştuk. Eğer okumadıysanız birinci kısma buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazımızda gerçek hayatta zombi virüslerine benzer virüslerin var olup olmadığını ve dizi ve oyun dünyasından daha pek çok örneği ele alacağız. 👇

Gerçekte Benzer Virüs ya da Parazitler Var mı?

Bu sorunun yanıtı: evet, var. Üstelik bunlardan biri oldukça yakından bildiğiniz de bir virüs. Çoğunuz sokakta karşılaştığınız sevimli bir kediyi veya köpeği severken, “acaba kuduz mudur?”, “ısırırsa ya da tırnağı keserse bir şey olur mu?” diye düşünmüşsünüzdür. Rabies ya da Lyssavirus olarak da bilinen kuduz, hayvanlardan insanlara geçebilen (zoonoz) bir çeşit virüs hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her yıl dünyada 59.000 kişiden fazla insan kuduz nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Bu virüs, başta merkezi sinir sistemini etkileyerek, beyne kadar ulaşır ve beyni iltihaplandırmasıyla akıllardaki zombi virüsüne benzer bir nörotropik virüs tipidir. Isırmayla bulaşan bu virüs aslen çakal, ayı sırtlan gibi doğada yaşayan vahşi memeli hayvanlar arasında ve aşılanmamış kedi, köpek, inek gibi evcil memeli hayvanlar arasında görülür.

Kuduz hayvanlarda hırçınlık başta olmak üzere pek çok anormal davranış gözlemlenmektedir. Beyinlerindeki merkezi sinir sistemleri etkilenen ve bilinçleri giderek kaybolan virüslü hayvanlar karanlık yerlerde saklanmaya ve her önüne gelen canlıyı ısırmaya başlarlar. Buna 2013 yılında Hindistan, Panna Tiger Reserve’de kuduz bir köpeğin, bir kaplanı ısırması olayını örnek gösterebiliriz. Köpek kaplanı ısırdıktan sonra kaçmış ve ertesi gün köydeki bir adamı ısırmış. Olayın ardından köpek köylüler tarafından öldürülmüş ve beyni incelenmek üzere teste gönderilerek kuduz olduğu anlaşılmış. Kuyruğundan yaralanan 3 yaşındaki kaplan ise karantinaya alınarak kuduza karşı 6 kez aşı yapılmış.

Enfekte olan insanlarda virüsün beyne ulaşması bazen günler bazense aylar sürebilir. Beyne ulaştığı anda ilk hastalık belirtileri açığa çıkmaya başlar. Hastada öncelikle iştahsızlık, kırgınlık ve huzursuzluk hali gibi semptomlar gözlenir. İlerleyen zamanlarda ağızda salya artımı ve aile bireyler de dahil olmak üzere önüne gelen herkese saldırganlık haline dönüşür. İlerleyen günlerdeyse kişi felçler geçirerek kaçınılmaz bir şekilde ölür.

Elbette panik yapmadan önce kuduzun aşısının olduğu bilgisini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Kuduz riskinin olduğu durumlarda, en etkili tedavi yöntemi olarak insan sağlığına herhangi bir yan etkisi bulunmayan ve oldukça güçlü bir aşı olan kuduz aşısı uygulanmaktadır. Birkaç doz şeklinde yapılan bu tedavi sürecinde hekimin talimatlarına uymak ve aşı dozlarını kaçırmamak hayati önem taşımaktadır. Şüpheli bir hayvan tarafından ısırıldığınızı düşünüyorsanız yara bölgesini bol su ve sabun ile temizledikten sonra alkol veya antiseptik solüsyonlar ile basit bir pansuman yapın ve vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

İçinde bulunduğumuz koca gezegen bizi COVID-19’dan tecrübe ettiğimiz üzere şoke edebilen sürprizlere gebe. Bu şartlar altında kuduz, zombi virüsümüz için tek benzer yapı değil ne yazık ki! Bir yerlerde bizi bekleyen beyin parazitlerinin var olma ihtimali oldukça yüksek. Üstelik bunlardan birine halihazırda sahip olabilirsiniz bile!

Toxoplasma gondii adlı bir parazit, aşılanmamış evcil kedinizin dışkısıyla bir şekilde temas eden yiyecekler aracılığıyla size bulaşabilir ve beyninizin karar alma mekanizmalarında değişiklik yaratabilir. Bu konuda daha fazla bilgi almak için “Kediniz Girişimci Olmanızı Sağlıyor Olabilir!” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Toksoplasmoza gondii parazitinin mikroskop altındaki görüntüsü.

Bir virüs ya da parazit bakteri olmasa da, bir proteinin parçasıyla meydana gelen deli dana ya da diğer adıyla Creutzfeldt-Jakob hastalığı da zombi virüsümüzün neden olduğu hastalıkla benzer özellikler taşıyor. Deli dana, sığırlarda rastlanan ve beynin süngerleşmesine bağlı olarak ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Yapılan araştırmalarda hastalığın insanlar üzerinde de bir versiyonu olduğu anlaşılmıştır. Hastalık genellikle 40-50 yaşındaki kişilerde görülür ve kısa sürede ilerler. İlk belirtiler: hafıza zayıflığı, koordinasyon bozukluğu ve düşünce bozukluğu olabilir. Bu belirtiler zamanla konuşma, yürüme güçlüğü, görme bozuklukları ve kas kontrolünü kaybetme gibi daha ciddi problemlere dönüşebilir. Hastalık sonunda beyin dokusunun çökmesine neden olur ve genellikle birkaç ay içinde ölümle sonuçlanır.

Çalışmalar, bu hastalığın yaygın bir popülasyonu etkilemesi için imkansız şeylere ihtiyaç olmadığını göstermektedir. Ayrıca, kan ve tükürük yoluyla bulaşabildiği için son derece delirmiş insanların sizi ısırarak virüsü bulaştırmaları da mümkündür. Anlayacağınız bu durum filmlerin yanı sıra aslında gerçek olabilir.

Tüm bu senaryoların haricinde boru çiçeği olarak da bilinen Datura Stramonium bitkisinin halüsinojenik özellikleri nedeniyle bu kimyasalın etkisi altındaki kişilerde geçmişe yönelik hafıza kaybı görülmektedir. Bu kayıp, bu zehirlerin etkisi altındaki kişilerin geçmişteki olayları hatırlamama veya hatırlamalarına rağmen anlatamama durumlarına neden olmaktadır. Ayrıca, bu zehirlerin etkisi altındaki kişilerde düşüncelerin sık sık değişmesi de görülebilir. Uyuşturucu ve zehirli olan bu bitkinin tıbbi dozun üzerinde kullanılması ölüme neden olabilmekte ve tavsiye edilmemektedir. Bu maddenin etkisi altında kalmış bireylerin bir şekilde saldırganlaşması gibi bir durum yaşanacak olursa, teorik virüsümüz haricinde bir nevi zombileşmiş insanlardan söz etmemiz mümkün olabilir. Ancak yine de bu durum daha önceki yazımızda varsaydığımız hayali virüsümüzün yaratacağı salgın hastalıktan farklı bir durum olacaktır.

Son olarak teknolojinin uçuk noktalara ulaştığı ve nano-robotlar ile insanların hedef alınarak zombileştirildiği bir senaryoyu düşünecek olursak, şu anki teknolojimiz o kadarına el vermediği için içimiz rahat olsa da belki de bu yazıyı 10 yıl sonra okuyacak okuyucularımız için aynı rahatlıktan bahsetmek biraz zor olabilir…

İçeriği daha uzun tutmamak adına birer dizi ve oyun önerisi ile yazımı sonlandırırken, serinin üçüncü kısmında zombilerden neden korkmamanız gerektiğini ve size gerçekten zarar verip veremeyecekleri konusunu ele alacak; daha çok film, dizi ve oyun tavsiyesinde bulunacağım.

Dizi ve Oyun Önerilerim

Resident Evil: Biohazard (2022) (IMDb: 3,9)

2022 yılının Temmuz ayında Netflix’te yayınlanan Resident Evil dizisi uzun bir süre en çok izlenenler listesinde ilk sıraya yerleşmeyi başardı. Dizide olaylar mevcut film serileri ve oyunlardan daha farklı bir şekilde ele alınırken T-Virüsünün yayılması ve Umbrella Corporation’ın entrikaları tanıdık şekilde gerçekleşiyor. Dizi IMDb puanından da anlaşılacağı üzere yayınlanmasının ardından orijinal oyun serisine benzememesi nedeniyle oldukça eleştiri aldı. Bana göre boş vaktiniz varsa ve izleyecek yeni bir şeyler arıyorsanız göz atabileceğinizi düşündüğüm bir yapım olarak öne çıkıyor. Görsel efektleri fena sayılamayan dizide, virüsün bulaşının ardından karakterin bireysel olarak yaşadığı fiziksel ve psikolojik değişimler iyi bir şekilde ele alınmış.


Last Fortress: Underground (Play Store: 4,5)

Bu mobil oyunda zombi istilasının ortasındaki bir dünyada yerin altını kazıp odalar inşa ederek sığınağınızı büyütüyorsunuz. Savaşçı karakterler ve zombiler arasındaki dövüş otomatik olarak gerçekleşiyor. Savaş puanınıza göre meydan okuma sahnelerini hızlandırarak izleyebiliyorsunuz. Oyun yalnızca zombi öldürmekten ibaret değil. Sığınağınızın ayakta ve hayatta kalabilmesi için askeri güce, inşa etmeye, beslenmeye, madenciliğe ve keşfetmeye yönelik gündelik işlerle uğraşmanız gerekiyor. Bunların yanı sıra dünya haritası üzerinden ittifaklara dahil olabilir, diğer oyuncuların sığınaklarına saldırarak yağmalama yapabilirsiniz.

App Store | Play Store

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Ölü Bir İnsanı Hayata Döndürmek Mümkün mü?

Zombi Biyolojisi 101: Zombiler Gerçek Olabilir mi? Yeni Resident Evil ve Daha Fazlası (1. Kısım)

Sadece Söylenti Olduğunu Düşündüğümüz ”Ölüme Yakın Deneyimler” Aslında Gerçek Olabilir Mi?


Kaynak
https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/deli-dana-hastaligi-creutzfeldt-jakob-hastaligi/#belirtiler
https://www.indiatoday.in/featured/story/dog-bites-a-tiger-madhya-pradesh-211352-2013-09-17

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Cenk Dunat

Merhaba, ben Cenk! Moletik.com’un kurucusu ve içerik üreticisiyim. Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümü mezunuyum. Burada herkes için anlaşılır bilim üretmek ve yayınlamak amacıyla ekipçe çalışmaktayız. Bu yolculukta içeriklerimizi paylaşarak ve yorum yaparak bizi desteklemeyi ve hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın :)

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir