Yakın zamanda açıklanan Nobel Ödüllerinin ardından bu konu hakkında bilgilenmeden geçmek olmazdı. 

Bu yıl ki Nobel Bilim Ödüllerinin sahipleri;

  • Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü: David Julius ve Ardem Patapoutia’ya insanların sıcağı, soğuğu ve dokunmayı nasıl algıladıklarını açıkladıkları için,
  • Nobel Fizik Ödülü: Syukuro Manabe, Klaus Hasselmann’a Dünya’mızın fiziksel modellemesini yaptıkları ve küresel ısınmayı ve değişkenliği ölçtükleri, Giorgio Parisi’ye ise atomdan gezegen ölçeğine kadar fiziksel sistemlerde dalgalanmalar ve düzensizliğin etkileşimini keşfettiği için,
  • Nobel Kimya Ödülü: Benjamin List ve David W.C. MacMillan’a “asimetrik organokataliz” olarak bilinen, molekülleri oluşturmak için geliştirdikleri yeni yöntem için verildi.

Aklınıza şöyle bir soru gelebilir: Neden Nobel Matematik Ödülü yok?

Sebebi biraz magazinsel olsa da paylaşmadan edemeyeceğim. Rivayete göre kurduğu dernek tarafından bu ödüllerin verilmesi için vasiyetine uyulan Alfred Nobel’in eşi, kendisini bir matematikçi ile aldatmış. Tabii değerli bilim insanlarının bu dalda Nobel ödülü alamasalar bile teselli olarak 40 yaşını geçmemiş matematikçilere “Fields Ödülü” verilir.

Nobel’in yerini tutar mı tartışılır…

Şimdi Nobel Ödülleri’ne daha yakından bakabiliriz.

Bilindiği gibi Nobel Ödülleri, Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin insanlığa faydası dokunmuş çalışmalara verilen ödüllerdir. Alfred Nobel’in vasiyetiyle verilmeye başlandığından ödül töreni de bu beyefendinin ölüm yıldönümünde, kendisi anmak için 10 Aralık’ta yapılır ve hepsi Nobel Vakfı tarafından düzenlenir. Şimdiye kadar da 800’ü aşkın kişiye ulaştırılmıştır.

Bunların yanı sıra II. Dünya Savaşı döneminde de ödüller maalesef verilemedi. Zaten tüm dünya felakete sürüklenirken düşünmemiz gereken ilk şey barıştır.

Genelde yüklü miktarda para ödülü verilen bu ödülleri almak istemeyen, devleti tarafından alınması reddedilen şahıslar bile olmuş.

Ödüllerin verilmeye başlandığından beri bazı önemli kişiler de ilkleri başarmış, bize örnek olmuşlardır. Hatta onlar gibi Nobel Ödülü aldığımızı hayal etmemize sebep olacak kadar güzel çalışmaları, kendilerine ödülü kazandıran özverileri ve ilhamları vardır.

Ödülü alan kadın bilim insanlarımız bence en küçüğümüzden en büyüğümüze tüm kızlarımıza da örnek olmakta. O nedenle “Women in Science” sloganını gördüğüm an aklıma gelen ilk isim Marie Curie’den bahsetmeden geçemeyiz…

Kendisinin hayatı çok sıkıntılı, zorlu geçmiş olmasına rağmen pes etmemiş, tıp alanında büyük bir yenilik yapıp röntgeni geliştirmiş, gerçekleştirdiği çalışmalardan ötürü çok fazla radyasyona maruz kaldığı için kansere yakalanmış ve kurşun bir tabutta gömülmek zorunda kalmış…

Tek tesellimiz sayesinde tıp biliminin de olmazsa olmazlarını insanlığın huzuruna getirmiş olması belki de. Bunlara rağmen kendisi iki tane ilke imza atmış: hem Nobel ödülü alan ilk kadın olmuş hem de kimya ve fizik alanlarındaki başarılarıyla iki tane Nobel ödülü alan ilk kadın olmuştur.

Biraz da memleketimize dönelim… 

Türkiye’ye DNA’nın onarımı ile ilgili çalışması sayesinde Nobel Kimya ödülünü getiren de Prof. Dr. Aziz Sancar’dır… Kendisini azıcık araştıranlar bile bilir çalışmaya ve disipline verdiği önemi.

Peki kimdir Aziz Sancar? O, tüm hayatını adadı bilime bizler gibi. Mardin’in ücra bir köyünde doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini birincilikle bitirip NATO-TÜBİTAK bursu ile önce Johns Hopkins Üniversitesi, ardından Dallas Teksas Üniversitesi’ne gitti. O zamanlar için göze alınması zor işler diye düşünüyorum. 

Günde 18 saat çalıştığını, zamanla 12 saate indirdiği röportaj da meşhurdur; ne zaman hatırlasam bir şeyleri en azından yapmak için bile büyük fedakarlıklar getirdiğini hatırlatır bana.

Zaten kendisi 20 yılı aşkındır DNA üzerinde çalışıyordu ve mezun olmasının ardından bu araştırma konusu ve azmi yıllar sonra kendisine 2015’te Nobel Ödülü getirdi. Dünya’nın en iyi üniversitelerden birinde profesörlük yapıp hayatına devam ederken şimdi DNA onarımını kendisi sayesinde çok iyi biliyoruz.

Haliyle söylenebilir ki Nobel Ödülü kazanmak hiç kolay değildir. Yine de çalışıp hayal ettikçe “Neden olmasın?” demeden geçemiyor insan 🙂

Son olarak olay aslında ödül kazanmaktan ziyade çabalamakta, insanlık ve Dünya için bir şeyler yapmakta. 

Gerisini Nobel Komitesi hallediyor… 🙂

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Hilal Codur

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.