Not tutma davranışı çoğu zaman yalnızca bilgiyi kaydetmeye yönelik işlevsel bir pratik olarak değerlendirilir. Ancak nörobilim ve bilişsel psikoloji alanındaki bulgular, not tutmanın bellek süreçlerinden çok daha fazlasını içerdiğini göstermektedir. Özellikle el yazısıyla not alma, beynin bilgiyi işleme, düzenleme ve anlamlandırma biçimiyle yakından ilişkilidir.
Yazma eylemi motor hafıza, görsel işleme ve yürütücü işlevlerin eşzamanlı olarak aktive edilmesini gerektirir. Bu süreçte özellikle prefrontal korteks etkinleşir; bu bölge bilişsel düzenleme, karar verme ve dikkat kontrolünden sorumludur. Dolayısıyla not almak, pasif bir kayıt süreci değil, bilginin aktif olarak yeniden yapılandırıldığı bir bilişsel faaliyettir (Baddeley, 2012).

El yazısının klavye kullanımına kıyasla bilişsel açıdan farklı etkiler yarattığı çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Mueller ve Oppenheimer’ın (2014) klasikleşmiş çalışmasında elle not alan öğrencilerin, klavye ile not alanlara göre kavramsal sorularda daha yüksek başarı gösterdiği saptanmıştır. Araştırmacılar bu farkı klavye kullanımının birebir kopyalamayı teşvik etmesine; el yazısının ise bilgiyi seçme, özetleme ve anlamlandırma zorunluluğu yaratmasına bağlamaktadır. Bu bulgular bilişsel yük kuramı (cognitive load theory) ile de örtüşmektedir. Sweller’a (1988) göre, beynin çalışma belleği kapasitesi sınırlıdır ve aşırı bilgi yükü öğrenmeyi olumsuz etkiler. Not tutma süreci, bilgiyi zihnin içinden dış bir ortama aktararak çalışma belleği üzerindeki yükü azaltır. Böylece birey, bilgiyi taşımak yerine onu işlemeye odaklanabilir.
Nörogörüntüleme temelli çalışmalar da el yazısının daha geniş bir sinirsel ağı aktive ettiğini göstermektedir. Özellikle motor korteks, görsel alanlar ve hafıza devreleri birlikte çalışır (James & Engelhardt, 2012). Bu çoklu aktivasyon, bilginin daha kalıcı ve anlamlı biçimde kodlanmasına katkı sağlar. Bununla birlikte, not tutmanın evrensel bir öğrenme stratejisi olmadığı da vurgulanmalıdır. Bazı bireyler bilgiyi yazı yoluyla değil; görselleştirme, şemalar, renkler veya hikâyeleştirme gibi alternatif yollarla daha etkili biçimde işler. Bu durum, bireyler arası bilişsel stil farklılıkları ile açıklanmaktadır (Riding & Cheema, 1991). Dolayısıyla not tutmayı sevmemek, bilişsel bir yetersizlik değil, farklı bir bilgi işleme tercihidir.

Not tutma davranışının önemi yalnızca öğrenme ve bellekle sınırlı değildir. Yazma, aynı zamanda bir zihinsel düzenleme mekanizması olarak işlev görür. Düşüncelerin somutlaştırılması, dağınık fikirlerin yapılandırılması ve içsel karmaşanın azaltılması, yazının temel psikolojik etkileri arasındadır. Bu nedenle not tutmak, bilişsel süreçlerin yanı sıra duygusal düzenleme üzerinde de etkilidir (Pennebaker & Chung, 2011). El yazısıyla yazılan düşünceler, beynin gerçeklik izleme (reality monitoring) ağları tarafından, yalnızca zihinden geçen düşüncelere kıyasla daha somut ve gerçekçi olarak algılanmaktadır. Yazılı ifadeler, içsel düşünce ile dış gerçeklik arasındaki sınırı belirginleştirir ve bireye “sabitleme hissi” verir (Johnson et al., 1993).
Sonuç olarak not tutma, basit bir öğrenme tekniği değil; belleğin, bedenin ve çevrenin birlikte çalıştığı bütüncül bir bilişsel pratiktir. Bazı insanların not tutmayı sevmesi, bilgiyi yalnızca hatırlamak istemelerinden değil; düşüncelerini düzenleme, anlamlandırma ve gerçekliğe bağlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
Kaynak
Baddeley, A. (2012). Working memory: Theories, models, and controversies. Annual Review of Psychology, 63, 1–29.
James, K. H., & Engelhardt, L. (2012). The effects of handwriting experience on functional brain development in pre-literate children. Trends in Neuroscience and Education, 1(1), 32–42.
Johnson, M. K., Hashtroudi, S., & Lindsay, D. S. (1993). Source monitoring. Psychological Bulletin, 114(1), 3–28.
Mueller, P. A., & Oppenheimer, D. M. (2014). The pen is mightier than the keyboard. Psychological Science, 25(6), 1159–1168.
Pennebaker, J. W., & Chung, C. K. (2011). Expressive writing and its links to mental and physical health. Oxford Handbook of Health Psychology.
Sweller, J. (1988). Cognitive load during problem solving. Cognitive Science, 12(2), 257–285.
