Yıllardır bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz insansı robotlar artık yalnızca birer bilim kurgu karakteri değil. Son dönemlerde yaşanan yapay zekâ ve robotik teknoloji alanındaki gelişmeler, makineleri insan davranışlarını taklit edebilecek ileri bir seviyeye taşıyor. Peki bir robot ne kadar “insan” olabilir? Üstelik bu robot göz teması kuruyor, mimiklerinizi anlayabiliyor ve dokunduğunuzda sıcak bir insan teni gibi hissettirebiliyorsa?
Bu soruya oldukça iddialı bir cevap ise Çin’den geldi: Şanghay merkezli DroidUp, insan kas yapısını ve mikro ifadelerini taklit edebilen dünyanın ilk biyomimetik robotu Moya’yı tanıttı. Şanghay’daki Zhangjiang Robot Vadisi’nde yerleşik olan ve Çin’in insansı robot yarışındaki en iyi şirketlerden biri olarak görülen DroidUp, Moya ile sadece mekanik bir başarıyı değil, estetik ve duygusal bir devrimi hedefliyor.
Moya’nın Öne Çıkan Özellikleri
Moya’yı diğer robotlardan ayıran en büyük fark, onun sadece komutlara yanıt veren bir yazılım değil; yapay zekânın fiziksel bir bedene kavuşmuş hâli olması. DroidUp’ın “Embodied Intelligence” (Bedenlenmiş Zekâ) olarak tanımladığı bu yaklaşım, yapay zekânın fiziksel bir bedenle çevresini algılaması, karar vermesi ve gerçek zamanlı aksiyon alabilmesini ifade ediyor. Geleneksel yapay zekâ dünyayı sadece veriler üzerinden tanırken; Moya, sahip olduğu fiziksel beden sayesinde çevresini bir insan gibi deneyimleyebiliyor ve öğrenebiliyor. Böylece sadece verilen görevleri yerine getiren bir makine olmaktan çıkıp bulunduğu ortamı hissedebilen ve insanlarla doğal etkileşim kurabilen bir robota dönüşüyor.
Moya’nın bir diğer önemli farkı, insan biyolojisini taklit etme kapasitesi. Moya, hareketlerinde insan yapısından ilham almaktadır. Arka planda olabildiğince minimal düzeyde motorlar ve mekanik aktüatörler barındıran bu sistem, insan kas yapısını taklit eden gelişmiş sentetik polimerlerle desteklenmiştir. Bu sayede Moya’nın yürüyüşü, insan yürüyüşüne benzerlik göstermektedir. Üretici firma DroidUp’ın verilerine göre Moya’nın yürüme biçimi insan yürüyüşüne %92 oranında benzerlik gösteriyor. İnsan hareketlerini taklit etmede büyük bir adım atılmış olsa da, hareketlerinde ve eklem geçişlerinde hala robotik dinamikler gözlemlenebiliyor. Ek olarak yürüme süreci, insan yürüyüşüne oldukça yaklaşan düzeyde akışkan ve sessiz gerçekleşiyor.
Fiziksel hareket kabiliyetinin yanı sıra, Moya’nın sahip olduğu yapay zekâ modelleri ve yüzündeki 40’tan fazla yapay kas sayesinde şaşkınlık, onaylama, hüzün veya hafif bir tebessüm gibi mikro ifadeleri gerçeğe oldukça yakın bir şekilde yansıtabiliyor. Aynı zamanda göz teması kurabiliyor ve karşısındaki kişinin mimiklerini algılayabiliyor. Bununla beraber iletişim yalnızca sözlü komutlarla sınırlı kalmıyor; jestler ve yüz ifadeleri de etkileşimin bir parçası hâline geliyor.
Bir diğer dikkat çekici özelliği ise Moya’nın tenine dokunulduğunda hissedilen o şaşırtıcı sıcaklık. Sahip olduğu termal düzenleme teknolojisi sayesinde robotun dış yüzey malzeme sıcaklığı 32-36 derece arasında sabitlenerek insan tenini andıran bir sıcaklık hissi oluşması sağlanabiliyor. Moya’nın elini sıktığınızda diğer robotlarda karşınıza çıkan alışılagelmiş soğuk metal hissi yerine insan tenini andıran bir ılıklık hissediliyor.
Moya’nın modüler tasarımı sayesinde donanım ve yazılım bileşenleri ihtiyaçlara göre değiştirilebiliyor ve özelleştirilebiliyor. Bu esneklik, Moya’nın farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilmesine ve kullanıcıların Moya ile daha doğal ve kişiselleştirilmiş bir etkileşim kurmasına imkân tanıyor.

Moya Nerelerde Hayatımıza Girebilir?
Moya, insan benzeri özellikleri sayesinde oldukça geniş bir kullanım alanına sahip. DroidUp bu robotu fabrikalardaki endüstriyel kullanımdan ziyade, doğrudan insan etkileşiminin olduğu sosyal alanlara dahil etmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda Moya’nın öne çıktığı alanlar, insan temasının ve duygusal etkileşimin önemli olduğu sahalar.
Yaşlı bakım merkezleri ve hastaneler bu sahaların başında geliyor. Moya bu alanlarda yalnızca bir yardımcı değil; sohbet edebilen, yüz ifadelerine göre tepki verebilen ve günlük hatırlatmalar yapabilen bir dijital refakatçi rolü üstleniyor.
Eğitim ve rehabilitasyon alanında da dikkate değer bir kullanım alanı sunuyor. Moya’nın mikro ifadeleri, sabırlı yapay zekası ve tutarlı tepkileri; gelecekte eğitim ve sağlık sektörlerinde potansiyel bir araç olabileceğini gösteriyor. Örneğin, otizm spektrumundaki çocukların duygu tanıma ve sosyal beceri eğitimlerinde katkı sunabilecek, test edilmeye değer bir teknolojidir. Bir insanın yapamayacağı kadar çok tekrarı, her seferinde aynı sıcak gülümsemeyle yapabilmesi, eğitimi çok daha güvenli bir alana taşıyor.
Hizmet sektöründe ise Moya’nın insanlarla iletişim kurabilme becerisi öne çıkıyor. Otellerde veya müzelerde ziyaretçileri karşılayan, soruları yanıtlayan ve yönlendirme yapan bir robot olarak kullanılması mümkün görünüyor. Moya’nın yorgunluk hissetmemesi, onlarca dili ana dili gibi konuşabilmesi ve sosyal etkileşime açık olması bu alanlarda pratik avantaj sağlıyor.
İnsan ile Makine Arasındaki İnce Çizgi
Moya’nın gerçekçi görünümü ve davranışları, insana büyük ölçüde benzemesine rağmen hâlâ insan olmaması nedeniyle “Uncanny Valley” (Tekinsiz Vadi) kavramını gündeme getiriyor. Bazı kişiler Moya’nın bu gerçekçiliğini etkileyici bulurken, bazıları ise rahatsız edici buluyor.
Moya mahremiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Moya’nın gözlerinin arkasında yüksek çözünürlüklü kameralar ve durmaksızın veri işleyen algoritmaların olması veri gizliliği konusunda bazı sorular ortaya çıkarıyor: Moya hangi verileri ne kadar topluyor? Toplanan veriler nasıl kullanılıyor ve nasıl korunuyor? Bu sorulara verilecek şeffaf cevaplar doğrultusunda insan benzeri robotların gelişiminde teknik ilerleme kadar etik ve gizlilik politikaları da belirleyici olacak gibi görünüyor.
Bir diğer tartışma ise sosyal boyutta ortaya çıkıyor. Robotlar sabırlı, yargılamayan ve her zaman ulaşılabilir olduklarından dolayı bazı insanlar (özellikle yalnız bireyler) için cazip gelebilir. Ancak DroidUp Moya’yı insan ilişkilerinin yerini alan değil, günlük yaşamı kolaylaştıran destekleyici bir robot olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.
Moya’nın Gösterdiği Gelecek
Moya’nın ortaya koyduğu bu tablo, robot teknolojilerinin artık yalnızca endüstriyel araçlar olmaktan çıkıp sosyal yaşamın bir parçasına doğru ilerlediğini gösteriyor.
Moya, yalnızca robot teknolojilerinin ne kadar ileri gidebileceğini göstermekle kalmıyor; aynı zamanda bize ait olduğunu sandığımız “sıcaklık”, “empati” ve “bağ kurma” gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorluyor.
Belki de asıl soru robotların ne kadar insanlaşacağı değil; asıl soru insan benzeri robotlarla yaşamanın, insan olmanın anlamını değiştirip değiştirmeyeceği. Önümüzdeki yıllar, bu soruya cevap verirken teknoloji ile insanlık arasındaki sınırın nerede çizileceğini gösterecek.
Kaynaklar
YouTube. (2026). World’s first ‘biomimetic AI robot’ debuts in Shanghai, South China Morning Post. https://www.youtube.com/watch?v=jtyEVRvAM0s (Son Erişim Tarihi: 14.02.2026)


