Fosil yakıtların (petrol, dizel yakıt) sınırsız kullanılması ve bunların çevreye verdiği zarar, günden güne artmaktadır. Buna rağmen enerji üretimi ve endüstriyel kullanım da dahil her türlü enerji tüketimi, fosil yakıtları hala dünyadaki birinci enerji kaynağı yapmaktadır. Hou ve arkadaşlarının 2023 yılında yayınladıkları bir makalede, OECD ülkelerinin fosil yakıt tüketimlerine dair sayısal verilere erişilmektedir. Bu veriler gösteriyor ki, bu ülkeler enerji karışımlarının %80’ini fosil yakıtlardan karşılıyor. Bu da dünya genelindeki karbon emisyonlarının yaklaşık olarak %35’ini oluşturuyor. Uluslararası Enerji Görünümü (2021), OECD ülkelerindeki genel enerji tüketiminin 2050 yılına kadar %15 artacağını öngörmektedir.

Şekil 1: OECD ülkelerinin enerji karışımını gösteren yüzde dilimlik grafik.

Şekil 1 göstermektedir ki, OECD ülkelerinde kullanılan enerjinin %38’ini petrol, %28’ini doğal gaz ve %14’ünü kömür oluşturmaktadır. 2019 yılında OECD ülkeleri fosil yakıtların çıkarılması için yaklaşık 108 milyar ABD doları bütçe ayırmışlardır. Günümüzde ülkemizin de içinde bulunduğu bu ülkeler, dünyada diğer bölgelerdeki ülkelere göre kişi başına CO2 salınımında başı çekmektedir. Grafik, Şekil 2’de gösterilmektedir.

Şekil 2: OECD ülkelerindeki karbondioksit emisyonları.

Bu verilere dayanarak fosil yakıt tüketimi ve sanayileşme, iklim değişikliğini ve küresel ısınmayı tetiklediği, bununla birlikte sera gazı emisyonlarını ciddi bir şekilde arttırdığını gözler önüne sermektedir. Endüstriyel zamanların başlangıcından bu yana (18. yüzyılda), insan faaliyetleri atmosferik CO2‘yi %50 artırdı, yani CO2 miktarı şu anda 1750’deki değerinin %150’si. Bu, 20.000 yıl önceki son buzul çağının sonunda doğal olarak olandan daha büyük. Aşağıda şekil 3’teki grafik, Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi’nde son yıllarda ölçülen atmosferik karbondioksit (CO2) seviyelerini doğal, mevsimsel değişiklikler çıkarılmış olarak göstermektedir (”Milyon başına parça”, kuru havanın milyon molekülü başına karbondioksit molekülü sayısını ifade eder).

Şekil 3: Yıllara göre ölçülen atmosferik CO2 miktarları (1958-günümüz aylık ölçümler).

Şekil 4’te ise NASA tarafından, Atmosferik Kızılötesi Siren’e (AIRS) bakıldığında, 2002-2022 yılları arasında Orta -Troposferdeki CO2 miktarlarında ciddi bir artış görülmektedir. Küresel karbondioksitin zaman içinde nasıl değiştiğini gösteriyor. 2002 yılında CO2 miktarı milyonda 365 ppm olarak başlamıştır ancak günümüzde 400 ppm’nin üzerine çıkmıştır. Haritada bu renk değişimi görülmektedir. Bu ölçümler, yerden 8 ila 12 kilometre (yaklaşık 5 ila 7 mil) yükseklikte olan atmosferin katmanı olan orta troposferden alınmıştır.

Şekil 4: Küresel karbondioksitin zaman içinde değişimi (ppm).

Gittikçe artan fosil yakıt kullanımı, yüksek karbon emisyonlarını 2030-2050 yılları arasında, dünyada yaklaşık 1.5°C ısınmaya yol açacağı öngörülmektedir. Yenilebilir enerji kaynaklarının mevcut fosil yakıt kullanımı ile yer değiştirmesi, karbon emisyonlarını minimum düzeye indirmek ve iklim değişikliğini iyileştirmek için en iyi çözümlerden biri olarak görülmektedir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki karbon emisyonlarındaki itici güç, onların ekonomilerindeki farklılıkları diğer ülkelere göre önemli ölçüde ortaya çıkarmaktadır. Gelişmekte olan on iki ekonomiden (Çin, Avustralya, Güney Kore, Arjantin, Brezilya, Meksika, Hindistan, Endonezya, Rusya, Türkiye, Güney Afrika ve Suudi Arabistan) ve yedi gelişmiş ekonomiden (ABD, İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya) oluşan G20 ülkeleri, fosil yakıt tüketimi, karbon emisyonları ve endüstrileri dahil küresel ticaretin %75’ini, dünya gayri safi yurt içi hasılatın (GSYİH) %80’inden fazlasını ve dünya nüfusunun %60’ını oluşturduğu için dikkate değerdir.

Enerji alanındaki CO2 emisyonlarının, geçtiğimiz 2022 yılında %0.9 artış göstererek, tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 36.8 Gigaton’a (Gt) ulaştığı gözlemlendi. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre Türkiye, gaz ve petrol ithalatına yüksek bağımlılık göstermektedir. Bundan dolayı enerji stratejisinde, enerji arz güvenliği öncelikli temel konulardan biridir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’nin enerji ürünlerinin nihai kullanımında, en çok petrol ürünlerinin tüketildiği raporlanmıştır. Enerji ürünlerinin nihai kullanımında; 2021 yılında petrol ürünleri %39,3 ile ilk sırada, petrol ürünlerini ise sırasıyla, %22,8 ile doğal gaz, %21,5 ile elektrik, %10,0 ile kömür ürünleri, %5,2 ile ısı ve %1,2 ile diğer ürünler takip edildiği açıklanmıştır.

Araştırmacılar, bitkisel yağlardan elde edilen yenilenebilir enerji kaynaklarının daha yaygın kullanımı için olası yöntemler geliştirmektedirler. Bitkilerden elde edilen ve enerji bakımından oldukça yüksek olan biyoyakıtlar, sera etkisi gösteren geleneksel fosil yakıtlara göre biyolojik olarak parçalanabilirliği nedeni ile çevre üzerinde olumlu etkiler yaratacaktır. Fosil yakıt kullanımının yerini alacak olan yenilenebilir enerji kaynakları, özellikle biyoyakıtlar, gelecek için şimdiden ciddi yatırımlar almaktadır. 2019’da dünyadaki biyoyakıt pazarı toplam 136 milyar ABD dolarıdır. 2024 yılının sonuna doğru bu pazarın hacminin yaklaşık 154 milyar ABD dolarına ulaşması beklenmektedir. Bu, gelecekte fosil yakıtların yerini biyoyakıtların alabilirliğini mümkün kılmaktadır.

Sağlık ve bilimle kalın değerli Moletik okurları.

Kaynaklar

Antolın, G., Tinaut, F. V., Briceno, Y., Castano, V., Perez, C., & Ramırez, A. I. (2002). Optimisation of biodiesel production by sunflower oil transesterification. Bioresource technology83(2), 111-114.

Porte, A. F., de Souza Schneider, R. D. C., Kaercher, J. A., Klamt, R. A., Schmatz, W. L., Da Silva, W. L. T., & Severo Filho, W. A. (2010). Sunflower biodiesel production and application in family farms in Brazil. Fuel89(12), 3718-3724.

Granados, M. L., Poves, M. Z., Alonso, D. M., Mariscal, R., Galisteo, F. C., Moreno-Tost, R., … & Fierro, J. L. G. (2007). Biodiesel from sunflower oil by using activated calcium oxide. Applied Catalysis B: Environmental73(3-4), 317-326.

Mridha, B., Ramana, G. V., Pareek, S., & Sarkar, B. (2023). An efficient sustainable smart approach to biofuel production with emphasizing the environmental and energy aspects. Fuel336, 126896.

Yoon, S. M. (2022). On the interdependence between biofuel, fossil fuel and agricultural food prices: Evidence from quantile tests. Renewable Energy199, 536-545.

Hou, H., Lu, W., Liu, B., Hassanein, Z., Mahmood, H., & Khalid, S. (2023). Exploring the role of fossil fuels and renewable energy in determining environmental sustainability: Evidence from OECD countries. Sustainability15(3), 2048.

Huang, Y., Kuldasheva, Z., Bobojanov, S., Djalilov, B., Salahodjaev, R., & Abbas, S. (2023). Exploring the links between fossil fuel energy consumption, industrial value-added, and carbon emissions in G20 countries. Environmental Science and Pollution Research30(4), 10854-10866.

NASA (2023) Global Climate Change: Retrieved from NASA Global Climate Change Web site: https://climate.nasa.gov/

Huang, Y., Kuldasheva, Z., Bobojanov, S., Djalilov, B., Salahodjaev, R., & Abbas, S. (2023). Exploring the links between fossil fuel energy consumption, industrial value-added, and carbon emissions in G20 countries. Environmental Science and Pollution Research30(4), 10854-10866.

IEA (2022) World Energy Outlook Retrieved from https://www.iea.org/reports/world-energy-outlook-2022

TUIK (2023) Turkish Statistical Institute Energy Calculations 2021 from https://l24.im/T6ip

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Bu içeriği paylaşın
Avatar
Yazar hakkında

Çağrı Kırallı

Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Erasmus eğitimi kapsamında Rouen Normandy Üniversitesinde eğitim aldım. Aynı zamanda "Endüstriyel Bitki Biyoteknolojisi" konularını araştıran bir araştırmacıyım.

Yorumlar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir