Günümüzde sosyal medyanın da yaygınlaşması ile birlikte birçok komplo teorisi üretiliyor. Aya gerçekten gidilmediğinden tutun da Dünya’nın aslında düz olduğuna kadar birçok konuda teori bulunmakta. Genelde de bu komplo teorilerine körü körüne bağlanan insanlar, teori ile çelişen her türlü kanıtı ve fikri reddetmektedirler.

Objektif olarak insanlara baktığımızda; çoğu bireyin belirsizlikten hoşlanmadığını, merak duygusu içerisinde olduğunu ve çevresini anlamaya çalıştığını görmekteyiz. Özellikle geçmiş dönemlerde bilim, insanların her sorusuna bir yanıt veremiyordu ve bu yüzden açıklanamayan bir olaya cevap olarak hemen yaratıcı güç fenomeni ekleniyordu. Tabi ki bazı sorulara yanıt bulamadığımız zamanlar olsa da eskiye kıyasla çoğu fenomeni doğru bir biçimde anlamlandırma imkanına sahibiz. Peki, çoğu cevaba sahipsek, tersi kanıtlar sunabildiğimiz halde insanlar neden komplo teorilerine inanıyorlar? Neden bu kadar çok komplo teorisi üretiliyor?

Birleşik Krallık’taki Kent Üniversitesi’nde sosyal psikoloji profesörlüğü yapan Karen Douglas, “bir komplo teorisi, 2 ya da daha fazla aktörün belirli bir sonuca ulaşmak adına gizlice koordine edilen ve bu komplonun kamu yararına olduğuna inanılan düşüncedir” şeklinde açıklamalarda bulundu. Özellikle en yaygın komplo teorilerinin temeline inildiğinde ana inanç, dünyadaki her şeyi kontrol eden küçük bir grup karanlık insan bulunmasıdır. Örnek vermek gerekirse, iklim değişikliği bir “aldatmaca” olarak görülmektedir. Çünkü hain bir grup, iklim değişikliği bahanesi ile toplumları kontrol etme arzusundadır (!).

Bu teorilerin nasıl geliştiği ve kitleleri etkisi altına aldığı oldukça önemli sorulardır. Nottingham Üniversitesi’nde sosyal psikoloji profesörü olarak görev yapan Daniel Jolley’e göre komplo teorileri, kompleks olayları açıklamaya çalışırken gelişmeye başlamakta. Çünkü esasında bu teoriler, kompleks problemlere tartışmaya kapalı ve oldukça basit çözümler sunmaktadır. Özellikle bireylerin yüksek stres altında kaldığı vakitlerde hızlı cevaplara erişmesi gerektiğinden teorilere yönelim başlamakta. Karen Douglas’a göre komplo teorileri, insanların belirsizlikten kaçmak adına yöneldiği cevaplardan oluşmakta. En çok da endişe, tehdit, kriz gibi durumların baskın olduğu vakitlerde yaratılmaktadırlar. Örneğin yakın zamanda geçirdiğimiz ve hala hayatımızda bulunan COVID-19’u ele alabiliriz. Komplo teorileri oluşturmak için ortam oldukça müsaitti zira belirsizlikler ve endişeler oldukça yoğun biçimde insan hayatını esir almıştı.

Her düşünce veya her şüphenin de komplo teorisi olmadığını da belirtmek oldukça önemlidir. Nottingham Üniversitesi’nde siyaset teorisi profesörü olan Hugo Drochon,”hepimiz bazen biraz paranoyak davranabiliriz, özellikle stres altında ve savunmasız bir haldeysek. Ancak bu noktada komplo teorisyenlerini ayıran durum, hiçbir yeni bilginin temele işlemiş olan inanca meydan okuyamamasıdır” şeklinde açıklamakta.

Komplo teorilerine inanma hatasını her yaştan insan gösterebilir. Burada önemli olan gerçeği öğrenme çabası ve netliği olmayan durumlara inanmaktır.

Bu konuda sizin düşünceleriniz neler? Yorumlarda fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın. Bir sonraki yazıda Moletik’te görüşmek üzere.


Kaynak
https://www.livescience.com/why-people-believe-conspiracy-theories

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Sude Yıldırım

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.