Yapay Zeka destekli protez kolların vücudun bir parçası gibi hissedilmesini sağlayan ideal hız keşfedildi

Reklam

Çok hızlı hareket eden bir robotik kol ürkütücü, çok yavaş hareket eden bir diğeri ise hantal ve kullanışsız hissettirebilir. Sanal gerçeklik ortamında yapılan yeni bir araştırma, yapay zeka destekli protez kolların en iyi, insan doğasına uygun bir hızda (her bir uzanma hareketi için yaklaşık bir saniye) hareket ettiğinde bireyler tarafından benimsendiğini ortaya koydu. Bulunan bu ideal hız noktasının, kullanıcılarda robota karşı kontrol, rahatlık ve güven duygularını artırdığı gözlemlendi.

Kullanıcı kontrolünden otonom Yapay Zekaya

El veya kolunu kaybeden bireyler için protez uzuvlar günlük yaşamda kritik bir öneme sahiptir. Bu alandaki araştırmaların büyük bir kısmı, elektromiyografi (EMG) ve elektroensefalografi (EEG) gibi biyosinyalleri algılayarak cihazların kullanıcının niyetlerine doğru bir şekilde yanıt vermesine odaklanmıştır. Ancak makine öğrenimi ve yapay zeka alanındaki hızlı ilerlemeler, gelecekteki protezlerin belirli durumlarda kendi başlarına hareket ederek kullanıcılara otonom veya yarı otonom destek sağlamasını mümkün kılıyor. Yine de bir uzvun bağımsız olarak hareket etmeye başlaması, kullanıcılarda o uzvun vücutlarına ait olmadığı veya “rahatsız edici” olduğu hissini uyandırabiliyor ve bu psikolojik tepki, teknolojinin yaygınlaşmasının önündeki en büyük zorluklardan birini oluşturuyor.

Reklam
Reklam

Sanal Gerçeklik Deneyi ve bir saniyelik ideal hız

Hareket hızının bu benimseme sürecinde bir rol oynayıp oynamadığını araştırmak isteyen bilim insanları, sanal gerçeklik teknolojisine başvurdu. Deneyde katılımcılar, sol ön kolu otonom bir protez uzuvla değiştirilmiş bir avatarı yönlendirdiler. Katılımcılardan bir hedefe uzanma görevi yapmaları istenirken, sanal protez kol hedefe doğru kendi kendine hareket etti. Araştırmacılar bu hareketlerin süresini 125 milisaniye ile 4 saniye arasında değişen altı farklı hızda ayarladılar.

Elde edilen bulgular oldukça çarpıcı ve tutarlıydı. Protez kolun hareket süresi yaklaşık bir saniye olduğunda, yani doğal insan uzanma hızına eşleştiğinde, katılımcıların aidiyet, kontrol (faillik) ve kullanılabilirlik algıları en yüksek seviyeye ulaştı. En hızlı (125 milisaniye) ve en yavaş (4 saniye) denemelerde ise bu puanlar belirgin bir şekilde düştü. Özellikle en hızlı koşulda rahatsızlık hissi zirve yaparken, hızın robotun algılanan “sıcaklığı” üzerinde net bir etkisi görülmedi. Kısacası, bir protez kolu sadece daha hızlı yapmak onu daha iyi hale getirmiyor; cihazın gerçekten bedene ait hissedilebilmesi için doğal insan hareketinin zamanlamasıyla eşleşmesi büyük önem taşıyor.

İnsan benzeri Robotik Beden artırımı tasarımları

Bu veriler, gelecekteki yapay zeka destekli protezlerin sadece hıza değil, insanla uyumlu zamanlamaya öncelik vermesi gerektiğini gösteriyor. Tasarımcıların, hareket kalıplarını beynin doğal bir uzuvdan beklediği ritme göre ayarlaması gerekebilir. Üstelik bu durum sadece protez kollarla sınırlı değildir; fazladan robotik uzuvlar, dış iskeletler ve giyilebilir robotlar gibi bedenin bir uzantısı olarak çalışan diğer teknolojiler de insanın doğal ritmini yansıtan hareketlerden büyük fayda sağlayabilir.

Reklam
Reklam

Araştırmacılar, uzun süreli kullanımın bu aidiyet algısını nasıl değiştireceğini de incelemeyi planlıyor. Nitekim, sık kullanılan aletlerin zamanla vücudun bir parçası gibi hissedilmesine benzer şekilde, düzenli kullanımla birlikte oldukça hızlı ve yetenekli bir robotik uzuv bile zamanla daha normal, kullanımı kolay ve bedenin tam bir parçası gibi hissedilmeye başlanabilir. Sanal gerçeklik, bu tür yeni protez teknolojilerinin ve kontrol sistemlerinin geniş çapta kullanıma sunulmadan önce psikolojik tepkilerin ve tasarım gereksinimlerinin güvenli bir şekilde test edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Kaynaklar
Hapuarachchi, H., Inoue, Y., Shigemasu, H. & Kitazaki, M. (2026). Movement speed of an autonomous prosthetic limb shapes embodiment, usability and robotic social attributes in virtual reality. Sci Rep 16, 7750. https://doi.org/10.1038/s41598-026-38977-8

Reklam
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Bu içeriği paylaşın
Reklam
Reklam

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×
Scroll to Top
Reklam