Yapay zeka ve dijital mutasyon: Kusursuz kopya mı, yaratıcı kaos mu?

Reklam

Yazılım dünyasında çok meşhur ve ironik bir söz vardır: “O bir hata (bug) değil, bir özelliktir (feature)!” İlk bakışta bir savunma mekanizması gibi duran cümle aslında evrimin ve yaratıcılığın temel mekanizmasını özetler niteliktedir. Modern yapay zeka araçlarının görseller veya fikirler üretirken neden referans materyali “birebir kopyalamadığı” aksine hafif sapmalar, hatalar ve kendi yorumunu katarak yepyeni sentez ürün oluşturduğu konusu dijital dünyanın en büyüleyici tartışmalarından biridir. Bu yazımızda, biyolojideki mutasyon ve üreme mekanizmalarının dijital dünyadaki karşılığını, kusursuzluğun neden aslında bir “tehlike” olduğunu ve yapay zekanın tasarımsal sapmalarının yaratıcılığımızı nasıl beslediğini anlatacağız. Güvenlik duvarlarının ve telif kaygılarının ötesine buyrun beraber geçelim!

Eşeysiz Üreme Çıkmazı ve Çöküş

Bir sistemin kendisini yüzde yüz doğrulukla, hiçbir veri kaybı veya sapma olmadan kopyalaması teknik olarak bir başarı gibi görünebilir. Ancak biyolojik ve evrensel ölçekte “kusursuz kopya” gelişimin olmadığı noktadır.

Reklam
Reklam

Eğer bir sistem (veya organizma) kendisini %100 kusursuz bir şekilde kopyalıyorsa, bu biyolojideki eşeysiz üremeye veya mitoz bölünme süreçlerine benzemektedir. Sonuç son derece güvenlidir, sürpriz yoktur ama çeşitlilik de yoktur. Sistem sadece kendi elindekini muhafaza etmiştir. Ortam şartları (örneğin iklim, avcılar veya hastalıklar) değiştiğinde, olaki şartlara uyum gösteremezlerse o “kusursuz” olarak atfedilen kopyaların hepsi birden yok olmaya mahkumdur çünkü yeni bir şeye evrilecek, farklı bir açı sunacak esnekliğe sahip değillerdir.

Aynı kural sanat ve teknoloji için de geçerlidir. Sanatta ve teknolojide de %100 kopyalama, en nihayetinde bizi devasa ve çok yetenekli bir “fotokopi makinesinden” öteye götüremez. Sadece geçmişi, var olanı tekrar eden bir döngüye hapseder.

Dijital Mutasyon: Hataların ve Sapmaların Yaratıcı Gücü

İşte tam bu noktada, yapay zekanın görsel veya fikir üretirken yaptığı o “ufak sapmalar” konusu irdelememiz gerekir. Bir işin içine “ufak sapmalar ve yeni yorumlar” girdiğinde, durum eşeyli üremeye ve evrimin motoru olan “mutasyonlara” benzemektedir. Belli oranda kopyalamayla başlayan süreç o ufacık hatalar, verilerin çarpıtılması ve yeniden sentezlenmesi gibi durumlarla evrimin ta kendisini ve o devasa çeşitliliği yaratır. Dijitalde!

Reklam

Örnekle anlatmak gerekirse, yapay zekanın tanınmış bir bilim insanını veya tarihi bir figürü çizerken o kişinin mutlak bir kopyasını vermek yerine kendi yorumunu katması, aslında dijital bir mutasyondur. Sistem, figürün ana hatlarını korur ancak onu kendi öğrendiği farklı sanat akımlarıyla, ışık oyunlarıyla veya atmosferlerle sentezler. Bu durum “telif hakkından kaçınmak” için tasarlanmış basit bir mühendislik kalkanı gibi başlasa da, sonuç itibarıyla yaratıcılığın kapılarını sonuna kadar açan bir özelliğe (feature) dönüşmüştür. Senin onu tanımanı sağlarken, takılacağı sorunları dolaşmasını da sağlar; tek taşta çift kuş!

Beklenmedik Olanın Estetiği

İnsan zihni doğası gereği örüntü arar ancak aşırı belirgin ve kusursuz örüntüler bir süre sonra zihni sıkıcı bir rutine sokar. Kusursuz kopyalama sadece geçmişi tekrar ederken, yapay zekanın sunduğu bu “benzer ama farklı” ufak sapmalar zihnimizde yepyeni estetik bağlar kurmamıza yardımcı olur.

Reklam

Düşünün ki çok iyi bilinen bir tarihi karakterin (örneğin Gregor Mendel’in) sadece eski bir fotoğrafını renklendirip önümüze koymak monoton bir işlemdir. Ancak yapay zeka, o figürü karanlık, gotik bir çizgi roman evreninde, bambaşka bir aurayla yeniden yarattığında beynimizdeki yaratıcılık kıvılcımları ateşlenir. Aslında aradığımız şey aslının aynısı değil, aslının “bizim hayal gücümüzü tetikleyecek kadar” değiştirilmiş, şuanki modern dünya kültüründeki hali, yani mutasyona uğramış halidir!

Reklam

Sonuç

Sadede gelecek olursak, yapay zekanın “tam olarak aynısını yapamama” veya “yapmama” durumu bir eksiklik değil, dijital ekosistemin hayatta kalma ve evrimleşme stratejisidir. Tıpkı doğadaki küçük adaptasyonların büyük biyolojik devinimlere kapı açması gibi, yapay zekanın ürünlerinde uyguladığı algoritmik mutasyonları da insanlığın sanatsal ve bilimsel üretiminde daha da hırslandıran bir kaos yaratmaktadır. Düzen (kusursuz kopya) güven vericidir ancak bizi bir adım ileri taşıyacak olan şey o yaratıcı kaosun ta kendisidir. Tam da bu sebeple kaos denizinde ilerleme için yüzmek gerekir!

Reklam


Kaynak
Boden, M. A. (1998). Creativity and artificial intelligence. Artificial Intelligence Volume 103, Issues:1-2, 347-356.https://doi.org/10.1016/s0004-3702(98)00055-1
Elgammal, A., Liu, B., Elhoseiny, M., Mazzone, M. (2017). CAN: Creative Adversarial Networks, Generating “Art” by Learning About Styles and Deviating from Style Norms. Cornell University, arXiv. https://arxiv.org/abs/1706.07068. https://doi.org/10.48550/arXiv.1706.07068
Erten, O. & Göktepeliler, Ö. (2022). Yapay Zeka, Makine ve Sanat. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13(2), 145-152. https://doi.org/10.33537/sobild.2022.13.2.13
Yiğit, T. (2022). Enine Boyuna Yapay Zeka. Düşünce Dünyasında Türkiz, 8(43), 13-26. https://izlik.org/JA44HZ96MG
Yüksel, H., Çalışkan, F. & Dayık, M. (2016). Genetik Algoritmaların Tasarım Sürecinde Kullanılması. Teknik Bilimler Dergisi, 6(2), 21-27. https://izlik.org/JA25RE78WH

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Bu içeriği paylaşın
Reklam
Reklam

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×
Scroll to Top
Reklam