Her gün gelişmiş yeni bilgisayarların ve telefonların, hatta sevdiğiniz dizi veya filmi daha keyifli izleyin diye geliştirilen televizyonların reklamını ne kadar sık duyuyoruz değil mi? “Dijital yaşam” normal yaşamımızın bir parçası olurken, ondan gerektiği şekillerde yararlanıp, zararlı kısmını ayırt edebiliyor muyuz?

Peki, Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan teknolojiden ne kadar ayrı kalabiliyoruz? (Ayrı kalmak istemiyoruz genelde :))

Hayatımızı oldukça kolaylaştıran teknolojiye bu kadar bağımlı olmamız birilerinin oyunu mu yoksa sorumsuzca kullanımımız mı bunu bilmiyoruz. Ama hayatta biraz durup kafamızı kaldırmamız gerektiğini biliyoruz.

Mart 2020’den beri Covid-19’un hayatımıza girmesiyle birçok açıdan dijital ortamların daha da içine girdik.

Online çalışma ortamı, online eğitimler, online konferanslar, daha çok dizi/film… Liste daha da uzayabilir. Hatta normalde hiçte vazgeçemediğimiz sosyal medya hesaplarımıza daha da zaman ayırır olduk sanki? Ne dersiniz?

Eğer teknolojiye bu kadar zaman ayırdığınızı düşünüp, bu durumun sizi bağımlı yaptığını düşünüyorsanız yazımız tam da sizin bu sorularınıza yönelik 🙂

Bağımlılık

Gelin nasıl bağımlı olduğumuza bakalım. Siz sosyal medya hesaplarını kullanırken beyninizde kimyasal değişiklikler oluyor. Dopamin salgılmaya başlıyorsunuz.

Beynimizde yer alan mezokortikal, nigrostriatal ve mezolimbik yolaklar dopaminle ilişkili farklı bölgeleri birbirine bağlamaktadır. Salgıladığımız dopamin beynimizde “işte ödülün” şeklinde algılandığı an kaçınılmaz son gerçekleşiyor.

Hala nasıl dediğinizi biliyoruz. Aynen şöyle;

Bir paylaşım yaptığınız zaman ona gelen olumlu yorumlar, beğeniler beynimizde dopamin salgılayan yolakları tetikliyor. Bu da bizi ‘hoşumuza giden’ bu davranışa karşı tekrarlama motivasyonu yani ödülü tekrar alma istediğine zorluyor. (İçinize sinen bir fotoğraf attığınızda her dakika beğeniyi kontrol ediyorsunuz değil mi? :))

Bu tarz örnekler farklı açılardan çoğaltabiliriz.

Bir oyun oynamaya başlayıp kazandığınızda daha da kazanmak isteyerek o oyunun bağımlısı olabilirsiniz. Tabi bu durum sizin hırslı olmanızla alakalı olabilir. 🙂

Günlük Hayatta Dijital Detoks Pratikleri

  • Teknolojiden uzaklaşamıyorsan bile beynini oldukça aktif tutmalısın. Bunun için ufak bir uygulama önerisi verebiliriz 🙂 Siempo sürekli olarak uygulama ikonlarının yerlerini değiştirerek kas hafızası oluşumuna engel olmayı hedefleyen bir Android uygulamasıdır. Rutine bağlanmış hayatına ufak bir eğlence katabilirsin 🙂
  • Kitap okumaya günde ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Cevabı “Çok yoğunum hiç okuyacak vaktim yok” ise tekrar düşünün. Dinlenme adı altında sosyal medya plaformları, televizyon karşısında geçen amansız saatler ve nice örnekleri çıkarttığımız zaman günlük en az 45 dakikalık kitap okuma rütini için eminim yeriniz olacaktır. Arkadaşlarınız tatil fotoğraflarına bakıp iç çekmek yerine kitapların sizi sürükleyeceği yerleri gitmeyi deneyin.
  • Maalesef tamamıyla dijital ortamdan uzak durmak şu an içinde bulunduğumuz durumda zor olsa da, kendinize haftada belirli günlerde izin verin ve minimum (sıfıra yakın) düzeyde teknolojik cihazların kullanımından uzak durun. Kendinize bu anlar için yeni hobiler edinebilirsiniz. (2020 karantina başlarında herkesin hevesle yaptığı yapbozlara dönmeye ne dersin? :))
  • Beyininize ufak molalar verin. Bu molalarda kahvenizi yudumlarken telefona bakmak yerine kahvenin tadına yoğunlaşmak olarak örneklendirebiliriz. Hayatta ufak anlarımızın hepsine teknolojik cihazları dahil etmemiz bizim için bir zorunluluk değil unutmayın.
  • Beyini farklı yönlere yönlendirme. Bu yapabileceğimiz en büyük hatalardan birisidir. Oyunlar, sosyal medya hesapları vs. arkadaşlarımız, akrabalarımız ve hatta ailemiz ile bizi bir yarışa sokar. Daha iyisi, kazanma dürtüsü beyninizi asıl amaçlarınızın doğrultusundan saptırmak için bire bir yerlerdir. Bu oyunlara gelmeyin 🙂 🙂 🙂

Üzücü bir gerçek, yapılan çalışmaların günümüzde teknolojiden vazgeçmenin artık mümkün olmadığını gösteriyor. Bir şekilde bizi bağlayan nedenler mutlaka oluyor ama şunu unutmamak gerekir, dijital detoks psikolojik olarak iyi hissetmemize de katkıda bulunuyor.

Bu durumda dijital detoks uygulamarında tamamen bırakmaktansa olması gereken hayat düzenimize uydurmak daha mantıklı oluyor. Günlük uyumanız gereken zaman diliminde telefonla ilgilenmemek gibi. Bütün gece o dizinin bölümleri izlemeyip uykunuzu almanız bile dijital detoks olabileceğini unutmayın.

Vazgeçmek yerine, aşırıya kaçmamayı deneyin 🙂

Kaynaklar

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Zeynep Tekbaş

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.