Modern davranış gösteren insanların ortaya çıkışından önce dünya, büyük iklimsel ve çevresel değişimler yaşamaktaydı. Yüzbinlerce yıldır süregelen çeşitli baskılar, insan evrimini şekillendirmektedir. Cambridge Archaeological Journal‘da yayınlanan araştırmaya göre atalarımız ‘Tamamlayıcı Biliş’ ismi verilen teoriye göre evrimleşmiştirler. Teori, büyük iklimsel ve çevresel değişimlere uyum sağlamak için insanların birbirinden farklı ve birbirini tamamlayıcı bir şekilde düşündüğünü öne sürmektedir.

Bilişin Evrimi

Strathclyde Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olan ve Cambridge Üniversitesi McDonald Arkeolojik Araştırma Enstitüsü’nde yer alan bilim insanı, baş yazar Dr. Helen Taylor: “Tamamlayıcı biliş sistemi bir noktada genetik evrimle benzerlik gösterse de asıl rolünü türümüzün davranışsal, kültürel ve teknolojik adaptasyonlar yaratmadaki yeteneğinde görebiliriz. Bilişle birlikte geliştiği öne sürülen dil gibi eşsiz adaptasyonların evrimine dair ipuçları sunar.”

Tamamlayıcı biliş; türümüzün fenotipik adaptasyonu sağlayan genetik evriminin ve davranışsal adaptasyonu sağlayan bilişsel evriminin yanında kültürel iş birliğini sağlamak üzere var olan bir kolektif bilincin varlığını öne sürmektedir.

Dr. Taylor sözlerine şöyle devam etmektedir: “Söz konusu evrim sistemlerinin tamamı aslında geçmişte üretilen çözümleri geliştirerek ve güncelleyerek fayda sağlamayı amaçlayan bir keşif sürecidir.”

Dil ve Kültür

Türümüzün kültürel düzeyi ve dilin ortaya çıkış süreci de teoriye dayandırılabilmektedir. Dil hem iş birlikçi evrimi kolaylaştıran bir araç hem de tamamlayıcı bilişsel evrimin karmaşık sonuçlarını paylaşmak için kalıtsal bir mekanizma olarak görülmektedir.

Dr. Taylor: “Örneğin farklı bir biliş biçmi olan disleksi, türümüzün oldukça değişken bir ortamda evrimleştiğini öngörmemizi sağlamaktadır. Türümüzün evrim konusunda değişken süreçlerden geçtiği, paleoarkeolojik kanıtlarla ve diğer çeşitli disiplinlerin elde ettiği sonuçlarla doğrulanmaktadır.”

Tamamlayıcı evrim stratejilerinde uzmanlaşma ve iş birliğine dayalı uyum yeteneği, insan gruplarının uygulanabilir bilgi üretme yeteneğini arttıran ve değişen koşullara adapte olmayı sağlayan mekanizmalardır. Ancak, bolluk dönemlerinde uygulanabilir bilgiye olan rağbetin azalmaması koşuluyla bilgi birikerek kümülatif kültürel evrime katkı sağlayabilmektedir.

Türümüzün başarısında yeri olan bu mekanizma aynı zamanda olumsuz sonuçlara da sebebiyet vermektedir. İnsan faaliyetlerinin çevreye olan etkisi bunun en önemli örneklerindendir. Uyum sağlama yeteneğimizin önüne geçen kültürel sistemler ve uygulamalar ortaya çıkmıştır. Kendi kendini baltalayan bu sınırlamalar, bilişsel evrim yeteneğinin önüne geçerek yaratıcı çözümler üretme ve uygulama kapasitemizi kısıtlayabilmektedir.

“Tamamlayıcı biliş, insan evrimini keşfetmede bir başlangıç ​​noktası ve sürdürülebilir toplumu yaratmaya yardımcı olan değerli bir araç olarak görülmelidir. Teknolojik ve kültürel başarılarımızı nörobilişsel uzmanlaşmaya borçlu olsak da sistemin uyumsuz bir hal alması aynı derecede başarısızlıklara yol açabilir. Hayatta kalabilmek için bu sistemin anlaşılması ve keşfedilmesi önem taşımaktadır.”

Kaynak

Taylor, H., Fernandes, B., & Wraight, S. (2021). The Evolution of Complementary Cognition: Humans Cooperatively Adapt and Evolve through a System of Collective Cognitive Search. Cambridge Archaeological Journal, 1-17. doi:10.1017/S0959774321000329

Greater than the sum of our parts: The evolution of collective intelligence

Evolution of the brain and intelligence

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Merve Eskici

Marmara Üniversitesi'nde 4. sınıf biyoloji öğrencisiyim. Biyoinformatik ve yapısal biyolojiye özel bir sevgim var. Transhümanizm akımından etkilenmemle birlikte yaşlanma, genetik ve ilaç tasarımı konularına yoğun bir ilgim oluştu. Okuduklarımı paylaşıp ufkumuzu genişletmek benim için öğrenmenin en iyi yolu.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.