Bir manipülasyon çeşidi olan “gaslighting”, çoğunlukla ikili ilişiklerde görülen ve oldukça yıpratıcı olarak ilerleyen bir süreçtir. Kelime ilk olarak İngiliz bir yazar olan Patrick Hamilton’ın 1938 yılında sergilenen oyununda ortaya çıkmıştır. Daha sonra da filme çevrilen “Gaslighting”, bir narsisistin karşısındakine devamlı olarak akıl oyunları oynamasını konu edinmektedir.

1970’de literatüre geçmiş olan gaslighting’i terimsel olarak açıklamak gerekirse; kişiyi sanrıya zorlamak olarak denebilir. Bu istismar biçimine uğrayan bireyler; bir noktadan sonra kendilerinden şüphe duymaya, akıl sağlıklarını veya algılarını kaybedip kaybetmediklerine dair endişeler duymaya başlarlar. Bunun yanında bireyde anksiyete, depresyon, sinir krizleri ve panik atağa da yol açmaktadır.

Gaslighting uygulayan birey; karşısındakinin de yaşadığı bir anı, ikinci defa düşündürterek veya küçümseyerek mevcut tartışmadan haklı çıkmaya çalışır. Aslında kurbanın doğru hatırladığı olguları veya hisleri, paranoyanın bir parçası gibi yansıtan birey; kurbanın akıl sağlığını da tehlikeye atmaktadır. İlişkilerde devamlı olarak gaslighting’e maruz kalan kurban, çevresinden yavaş yavaş uzaklaşırken sadece karşısındaki bireye inanıp güvenmeye başlar. Bunun sonucunda kurbanın bireyden ayrılması daha da zor duruma gelmektedir.

Gaslighting’in dört adet çeşidi bulunmaktadır:

  1. Vazgeçme: Bu aşamada istismarcı, kurbanın anlattıklarını dinlemeyi tamamen reddeder veya dinlediği hâlde söylenenlere anlam veremediklerini belirtirler.
  2. Karşı çıkma: İstismarcı, kurbanın olayla alakalı bilgilerini devamlı olarak sorgulatır.
  3. Yönlendirme: İstismarcı, kurbanın dikkatini başka bir olaya yönlendirmek adına konuyu değiştirir ve kurbanı manipüle eder.
  4. İnkar: Kurban konuda ısrar ederse istismarcı, olayı anımsayamadığını iddia eder.

Gaslighting’e uğrayan kurbanlar iç dünyalarında oldukça büyük özgüven kaybı yaşarken kendilerini çıkmazda hissederler. Kurbanı sürekli olarak “çok hassas davranıyorsun” veya “hep kafanda kuruyorsun, hayal ediyorsun” gibi söylemlerle taciz eden istismarcı, sonunda kurbanı ne kadar çabalarsa çabalasın yetersi olduğuna inandırır ve değer yargılarını yıkar.

Gaslighting’e uğrayıp uğramadığımızı nasıl anlarız?

Mağdur için oldukça zorlu bir süreç olduğu gibi, anlaşılması da oldukça zordur. Karşıdaki kişiye yakıştıramama veya kabullenmeme gibi olgular gözlemlenebilir. Ancak sizin veya arkadaşınızın böyle bir duruma maruz kalıp kalmadığını öğrenmenin bazı püf noktaları vardır. İlk ve önemli hamle mağdurun hareketlerini gözlemlemektir. Mağdur, istismara maruz kaldığı süreçte; sürekli olarak özür dileme, istismarcıyı haklı çıkarmak adına bahaneler uydurma, kendini sürekli sorgulama ve yapmadığı şeyler adına özür dilemek gibi davranışlarda bulunur.

Sanılanın aksine gaslighting sadece romantik ilişkilerde görülmez. Sosyal yaşamın her alanında görülebilirken özellikle okul, iş ve aile hayatında sıkça rastlanmaktadır.

Cinsiyet bazında baktığımızda genellikle kadınlar mağdur konumundadırlar. Özellikle ataerkil olan toplumlarda, Türkiye gibi, işverenler erkek olduğunda; kadınları aşağı gördükleri durumlarda kendilerine itaat etmeleri ve denileni yapmalarını isterler. Bu durumu reddeden kadınlar ise uçarı, marjinal, deli veya aşırı duygusal gibi aşağılayıcı sözlerle yaftalamışlardır. Bu durumlarda aslında gaslighting uygulayan istismarcı tek bir kişi olmaktan çıkıp doğrudan iş yeri hatta devletin kendisi bile olabilmektedir.

Gaslighting mağduru biri nasıl iyileşir?

Gaslighting’e maruz kaldığını fark eden bir birey için aslında ilk kural kulağa basit gelse de mağdur için oldukça zorlayıcı olabilir: istismarcıyla ilişkiyi kesmek. Her anlamda istismarcıdan uzak durmak iyileşme süreci için ilk adımdır. Daha sonrasında da bir psikolog yardımıyla kaybedilen özgüven ve öz saygı mağdura yeniden kazandırılarak mağdurun sürekli kendini suçlaması ve devamlı olarak sorgulaması durdurulur. Bu noktada mağdurun bilinçli olması kendisinin iyiliği açısından da önem arz etmektedir. Gaslighting; küçümsenmemeli, fiziksel tacize uğrayan bir bireye yaklaşıldığı gibi dikkatle yaklaşılmalıdır.

Kaynak

Kaynak 1, Kaynak 2

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Sude Yıldırım

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.