Kafein, kimyasal yapısı bakımından 1,3,7 pozisyonunda metil grubu taşıyan pürin (C5N4H4) türevi bir bitkisel alkaloiddir. Özellikle merkezi sinir sistemimiz üzerine etkileri ile tanıdığımız, uykusuz geçmesi gereken bol iş yüklü gecelerde kahve aracılığıyla aldığımız yoğun kafein nedir ne değildir? Gelin birlikte bakalım.

Kafein, kapalı formülleri C7H8N402 olan teobromin ve teofilin ile yakından ilişkilidir. Teobromine, kakao bitkisinin tohumlarında bolca; teofilin ise çay yapraklarında iz miktarlarda bulunur.

“Kafeinin olası etki mekanizması farklı şekillerde açıklanırken en çok kabul gören mekanizma adenozin karşıtlığıdır. Ağrı hissini artıran ve sinir sistemini düzenleyen düzenleyicilerin salınımını engelleyen adenozin reseptörlerinin işlevini yapmasını engelleyici bu antagonist etki, fiziksel iş kapasitesinde, algılanan zorluk derecesinde ve güç çıktısında sağladığı artışlarla, günümüzde kafeinin fizyolojik etkilerinin bilimsel anlamda kanıtlarla desteklenmiş en önemli mekanizması olarak gösterilmektedir.”1

Araştırmacılar, günde 100-200 mg (2 bardak kahve) kafein tüketimi normal olarak kabul ederken; Fazlası olmamak kaydıyla günlük alınan farklı dozlarda kafein metabolizma üzerinde bazı yararlı etkileri vardır;

  • Metabolik hızı ve yağ yakımını en iyi uyaran organ bileşiklerden biridir.
  • Beyinde salgılanan adenozin kan damarlarını genişletici özelliği ile de bilinmektedir. Kafein ise, bu genişlemeyi engelleyerek damar kaynaklı baş ağrılarının giderilmesine etkili olabilmektedir.
  • Günde 1-2 fincan kahve tüketilmesi “glukoz” kullanımını arttırarak tip-2 diyabet üzerine de olumlu etkileri bulunmaktadır.
  • Kahve tüketiminin karaciğer hasarına yol açan gama-glutamiltransferaz enzim düzeyinin azalmasını desteklediği böylece karaciğer koruyucu olduğu yapılan bilimsel çalışmalarla desteklenmiştir.

Çok çeşitli moleküler hedeflere etki eden kafein, insan vücudundaki metabolik fonksiyonlar üzerinde yararlı etkiler
gösterebildiği gibi, klasik duyumlarımızdan biri olan “her şeyin fazlası zarar” sözünü hatırlatarak zararlarına da değineceğiz. 🙂

  • Kafein, kalp atış hızını, kan basıncını ve stres hormonu seviyelerini artış sağlayarak vücudun stres eşiğini düşürür ve buna bağlı olarak vücutta stres tepkisini artar. Yani fazla miktarda kafein sizi aslında stres yaşatır. Bu yüzden, yoğun geçen günlerinizde, sınav haftalarınızda kısacası stresi azaltmaya ihtiyacınız olduğunda, içmek üzere olduğunuz sekizinci bardak kahveyi yavaşça yere bırakın 🙂
  • Kafein, kişilerin derin uyku evrelerinin kalitesini azaltır. Bu, yeterli miktarda kaliteli uyku alımını engeller ve kişide kafeine bağlı uyku bozukluğuna neden olabilmektedir.
  • Kafein, kan şekerini düşürerek hipoglisemiyi şiddetlendirebilir. Bu durumda bireyin vücudunda anksiyete belirtilerine benzer etkiler çıkartır. Örneğin, sinirlilik ve aşırı terleme, dikkat dağınıklığı vs.
  • Kafein, ruh sağlığınız için önemli olan mineral ve vitaminlerin vücudunuzdan atılmasına neden olur. Önemli vitaminlerden birisi olan B vitamini bunlardan birisidir.

Kafeinin özellikle ‘bağımlılık’ yapan etkileri piyasada keşfedilmesi bizi aynı zamanda bir kurban haline getirmekte; 600 mg (8 bardak kahve) ve üzeri bağımlılık seviyesine gelmektedir. Kafein içerikli ürün satan şirketlerin ise bu özellikleri kullanarak ürünlerine olması gerekenden fazla miktarda kafein koyduğu saptanmıştır. Bu sebepten bu yiyecek ve içecek gruplarına bağımlı hale gelmektedir.

Sonuç olarak; günlük hayatta, hayat standartlarımızı yüksek veya düşük tutabilmemiz için çevremizde pek çok etken bulunmaktadır. Bunlardan sadece birisi olan kafein, belli dozlarda alındığında yaşantımızı olumlu yönlerde etkileyebilirken; belli dozların çokça üstüne çıktığımız zaman en büyük düşmanlarımızdan biri olan stres başta olmak üzere pek çok olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu yüzden kendimizi iyi tanımalı ve durmamız gereken noktalarda daha fazlasını almamalıyız.

Bugün için hala kafein hakkınız varsa eğer, güzelce kahvenizi alıp günün tadını çıkarın. Diğer yazılarımızı okurken dinleyebileceğiniz bir playlist bırakıyorum 🙂

Kaynak

  1. Gümüş N, Gül A, Fidan K, Atabeyeva O, Oğraş A, Yener BN, Kar F, Akyüz F, 2020. Kafein Bir Antioksidan Madde Midir? Oksidatif Stres ve Kafein, Türk Tıp Öğrencileri Araştırma Dergisi, 2020;2(2):101-107
  2. Kafein Bağımlılığı ve Psikiyatri. (2021) from https://www.kemalarikan.com/kafein-bagimliligi-ve-psikiyatri.html
  3. Kahvenin Anksiyete İle Bağlantısı. (2021). Retrieved 2021, from https://psikolojidergisi.com/kahvenin-anksiyete-ile-baglantisi/
Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Zeynep Tekbaş

1 Yorum

    Hocam Ellerinize Saglık Güzel Makale Olmuş Detaylı

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.