Çeşitli bilimkurgu filmlerinde, hepimizin astronot kıyafetsiz uzaya çıkan veya atılan insanlar gördüğüne eminim. Peki hemen herkesin sorgusuz inandığı bu senaryoda aslında ne oluyor? Gerçekten de uzay kıyafetimiz olmadan uzayda patlar mıyız?

Gerçekten de öyle mi? Yoksa bu sadece bir Hollywood numarası mı?

Dünyamız bize tamamen rahat olabileceğimiz bir atmosfer sağlıyor, aynı zamanda nefes alabilmemiz için oksijeni de tutuyor. Bir de güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına karşı bir kalkan misali bizleri koruyor. Peki uzayın yerçekimsiz, oksijensiz ortamında uzay kıyafeti olmadan hayatta kalabilir miyiz? Cevabımız kesinlikle hayır. Bu konuda içiniz rahat olsun. Uzayda maalesef gerekli donanımlar sağlanmadıkça hayatta kalmak imkansız.

Ancak uzay kıyafeti olmadığında vücudumuza gerçekte neler oluyor?

Tabii ki de en büyük problemimiz uzayda oksijen olmaması. Uzay kıyafetini çıkardıktan yaklaşık 15 saniye sonra biliç kaybı yaşayacağız. Neden mi? Çünkü yaklaşık 15 saniye içinde bedenimiz içinde tuttuğu tüm oksijeni tüketmiş olacak. Beynimize yeteri kadar oksijen sağlanamadığından ötürü biliç kaybı başlayacak.

Bu arada, eğer uzayda nefesinizi tutabileceğinizi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Uzay ortamındaki basınç miktarı Dünya ile aynı olmadığı için, ciğerlerinizdeki ve damarlarınızdaki oksijen hızla kabaracak ve baloncuklara dönüşecek. Bu da dalgıçların derin dalışlardan dönerken yaşadıkları basınç değişimi problemi gibi, vurgun yemeye benzer bir etki gösterecek.

Sonrasında ise basınç farkından ötürü, vücut içerisindeki sıvılarda genleşmeler başlayacak ve vücudumuz şişecek. Ancak bu sıvıların aşması gereken bir engel var. Bu engel dayanıklı ve esnek derimiz. Genleşen sıvılar deri engeline takılırlar. Evet! Vücudumuz şişer ancak asla abartıldığı gibi vücudumuzun patladığı bir senaryo gerçekleşmeyecek merak etmeyin.

Peki oksijensiz kaldıktan sonra ölecek miyiz? Hayır! Biliç kaybının hemen ardından teorik olarak birkaç dakika daha haytta kalabiliyoruz. Ancak o sırada büyük ihtimalle bu deneyimin en acı verici kısma gelmiş oluyoruz.

Uzay kıyafetimiz olmadığı için güneşin tüm zararlı ışınlarına karşı korumasızız. Dünyadayken oldukça rahat olduğumuzu çünkü yukarıda da belittiğimiz gibi bizi koruyan bir kalkana yani ozon tabakasınsa sahip olduğumuzu söylemiştik. Ancak uzayda bizi koruyacak bir kalkan yok, üstüne üstlük tek güvencemiz olan özel kıyafetimizi de kaybettik. Yani güneşin Gamma radyasyon, X- ve UV gibi tüm zararlı ışınlarına maruz kalacağız. Peki şimdi ne olacak?

Vücudumuz güneş etkisiyle yavaş yavaş kızarmaya başlayacak. Bu arada kızarmaktan kastımız, bayağı yağda kızaran tavuk gibi pişmek. Ancak şunu da unutmayalım ki uzay oldukça soğuk bir yer. Yaklaşık -270,4°C kadar. Soğuğa karşı da bir korumamız yok. Vücudumuz, ısısını bir anda kaybetmediği için yavaş yavaş donmaya da başlayacağız. Unutmayın bir yandan da pişiyoruz!

Nihayetinde eğer kendimizi astronot kıyafetsiz uzayda bulursak, kurtarılmadan önce yaklaşık bir dakikamız var. Ondan sonra kurtarılmasak da olur. Çünkü hala hayatta olsak bile ölümcül şekilde zarar görmüş olacağız.

Serimizin bir sonraki yazısında Moletik.com ‘da görüşmek üzere!


İlk yayınlanma: 27.12.2021
Güncellenme: 31.07.2022

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

İnci Avşar

Marmara Üniversitesi'nde biyoloji okuyorum. Sanata, müziğe ve yaşamımıza hayat katan hemen her şeye ilgi duyan, hobileri arasından ne yapmak istediğine karar veremeyen ve Türkiye'de hayatta kalmaya çalışan yüz binlerce öğrenciden biriyim. Herkese merhaba ^-^

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.