Bir çoğunuzun ”yıldız kaydı! Haydi dilek tutalım!” ibaresini ve benzerlerini duyduğuna eminim. Hatta belki siz de görmüşsünüzdür. Sosyal varlıklar olarak birçok şeye edebi anlamlar yüklemeye bayılıyoruz. Ölen bir yıldızın son çırpınışlarına dilek dilemek. Çok tatlıyız bence 🙂

Gökyüzüne bakmayı çok severim. Özgürlüğü anlatır bana. Hele de bir yıldız kaymasına düşerse gözleriniz bilirsiniz ki, arkasında izler bırakarak ölen, bir yıldız değildir sadece. Evrenin bir parçasıdır ve başka bir parçasına gömmek için kendisini, son bir atımlık nefesini bırakmıştır.

Akın olgun

Peki ‘yıldız kayması’ gerçekten de yıldızlarla ilgili bir olay mı? Yıldızların yer değiştirmesiyle mi oluşuyor? Yoksa bambaşka bir durum mu söz konusu?

Öncelikle yıldız nedir?

Kendi ürettiği enerjiyi kullanarak ışıyan ve bu sayede yüksek sıcaklık ve basınçta kalarak kütle çekimi etkisi ile çökmeden dengede kalan bir gökcismidir.

Evrendeki bütün cisimler Newton’un keşfettiği evrensel kütle çekimi yasasıyla birbirlerini çekerler. Büyük gaz bulutları içinde biraz daha yoğun olan kısımlar kütleçekimi etkisiyle çöker ve çevrelerinden ayrışırlar. Çöken cisim gitgide daha yoğun, daha sıcak olur. Bizim Güneşimiz de böyle doğal bir termonükleer enerji reaktörü yani bir yıldızdır.

Yani ‘yıldız kayması’ halk arasında yıldızların ölmesi ya da yer değiştirmesi olarak bilinen nadir bir olay değildir.

Peki bu olay aslında nasıl gerçekleşir?

Meteorit adı verilen minik göktaşı parçalarını duymuş muydunuz? Genellikle kaya, metal veya bu ikisinin bir karışımı (kayaç-demir meteoritler veya pallasitler) olarak karşımıza çıkarlar.

‘Yıldız kayması’ olayı, aslında çapları 1 metreyi geçmeyen meteor, göktaşı ve kuyruklu yıldız kalıntıları olan meteoritlerin, Dünya atmosferine çok yüksek hızlarla girerek yanması ve aşınması sonucu ortaya çıkardığı görüntüdür. Bu olay genellikle meteoridin aşınması sonucu tamamen eriyerek atmosfere karışmasıyla sonlanır. Eğer açık ve karanlık bir gökyüzü altındaysanız, herhangi bir gecede en azından birkaç ‘yıldız kayması’ görebilirsiniz. Ancak bazı koşullar altında tamamen eriyip atmosfere karışamayan parçacıklar yer yüzüne düşerek aşağıdaki gibi göze hitap eden olivin kristallerine dönüşürler.

Pallasit (Bir çeşit meteorit)

Gezegenimiz yörüngesinde dolanırken zaman zaman eski kuyruklu yıldızların enkazlarından geçer. Kuyruklu yıldız enkazında çok fazla meteorit bulunur ve Dünya atmosferine giren meteorit sayısı yüksek oranda artar. Bu dönemlerde gözlemleyebileceğiniz meteor sayısı saate 150 hatta 200’e kadar çıkabilir. Hatta nadiren gerçekleşen meteor fırtınalarında bir saat içinde binlerce meteor görmek mümkün olabiliyor.

Bu meteor yağmurlarından en çok bilineni ve yaz aylarına denk geldiğinden en rahat görüleni ise Perseid meteor yağmurudur. Genellikle 12-14 Ağustos gecesinde maksimum seviyeye ulaşan bu meteor yağmurunda saatte 100 meteor görmek mümkün.

Bir sonraki yazımızda Moletik.com‘da görüşmek üzere.

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

İnci Avşar

Marmara Üniversitesi'nde biyoloji okuyorum. Sanata, müziğe ve yaşamımıza hayat katan hemen her şeye ilgi duyan, hobileri arasından ne yapmak istediğine karar veremeyen ve Türkiye'de hayatta kalmaya çalışan yüz binlerce öğrenciden biriyim. Herkese merhaba ^-^

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.