Eski zamanlarda insanların boynuzlu bir tavşan gördüklerini söylemelerinin ardından tüm dünyada pek çok efsane ve dini tabular yayılmıştır. Bunlardan bilinen en yaygın örnek Kuzey Amerika’da halk arasında bilinen hayali bir hayvan olan “Jackalope” isimli kır tavşanı ile antilop karışımı hayvandır. Üstelik bu boynuzlu tavşanların hikayeleri ve çizimleri 1789 yılından beri bilimsel ansiklopedilerde (Tableau Encyclopedique et Methodique) yer almıştır. Ayrıca bu hayvanlar “Frankenstein tavşanı” olarak da adlandırılmaktadır.

Tableau Encyclopedique et Methodique‘dan bir gravür, 1789.
Kuzey Amerika’da halk arasında bilinen hayali bir hayvan olan “Jackalope” isimli kır tavşanı ile antilop karışımı hayvanın Kansas’ta bir restorandaki doldurma figürü.

1930’lu yıllara geldiğimizde avcıların vurdukları tavşanların yüz, boyun ve vücutlarının diğer bölgelerinde boynuz benzeri çıkıntılar olduğunu bildirmelerinin ardından kanser araştırmacısı Richard E. Shope, bu durumu araştırmaya yönelmiş ve 1933 yılında Shope Papilloma virüsünü keşfetmiştir. Üstelik bu keşif, ilk memeli tümör virüsü keşiflerinden birisi olarak bilinmektedir.

Özellikle Kuzey Amerika türlerinde gözlemlenen SPV ile enfekte olan tavşanlarda boynuza benzer tümörler büyümeye başlar. Bu yapılar direkt olarak tavşan için ölümcül olmasa da zaman içinde büyüyerek beslenmelerine engel olmaktadır. Sonuçta beslenemeyen tavşanlar açlıktan ölmektedir.

Viral bir hastalık olan SPV, virüsle doğrudan temas veya virüsün taşıyıcısı ile temas yollarıyla (tümör hücreleri gibi virüsü içeren materyalin yutulması; virüsü taşıyan keneler, sivrisinekler ve diğer böcekler gibi eklembacaklıların ısırıkları veya tavşandan tavşana bulaşma gibi şekillerde) bulaşır.

Bir Tedavi Yöntemi Var mı?

Genellikle iyi huylu olan kanser benzeri oluşumlara ya da papillomlara neden olan virüs, çoğunlukla tedavi gerektirmeden kendiliğinden iyileşirken, nadir durumlarda malign tümörlere (kanser sayılabilecek türden tümör türleri) neden olabilmektedir. Gelişim durumuna bağlı olarak kanserli olan ya da tavşanın beslenme, hareket etme gibi günlük yaşam faaliyetlerini kısıtlayan tümörlerin cerrahi olarak alınması gerekir.

Çıkarılan tümörlü dokunun histopatolojik çalışması ile virüsün teşhisi gerçekleştirilir. Maligniteden şüpheleniliyorsa ve vücuda yayıldığı düşünülüyorsa, tavşanın durumunu daha fazla değerlendirmek için bir dizi test uygulanır. Bunlar daha kapsamlı bir fizik muayene, X-ışınları, BT taramaları, MRI’lar ve ultrasonlar gibi yöntemlerdir.

Hayvanın cinsi ve enfeksiyona karşı tepkisi gibi özelliklere bağlı olarak değişmekle beraber, iyi huylu lezyonların enfekte tavşanların %35’inde altı ay içinde kaybolduğu bilinmektedir. İyileşen tavşanların daha fazla enfeksiyona karşı dirençli hale geldiği tespit edilmiştir.

Enfekte olmuş bir tavşanı kamera kaydına almayı başaran kişilerin yüklediği videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz. Videonun 1. dakikasından itibaren tavşanın üzerinde büyümüş olan boynuz benzeri tümör yapıları görülebilmektedir:

Videoyu görüntüleyemiyorsanız buraya tıklayın.

Yeni ve orijinal içeriklerimiz için bizi takip etmeye devam edin!

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Cenk Dunat

Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldum. M.Ü. Biyolojik Bilimler Kulübünün 2020 - 2021 dönemi başkanlığını yürüttüm. Bilimi ve teknolojiyi herkes için anlaşılır ve ulaşılabilir hale getirmek amacıyla kulübümüzden edindiğim deneyimlerden faydalanarak Moletik'i kurdum. Yazarlarımızın da destekleriyle birlikte yeni bir yolculuğa yelken açtık :) Bu yolculukta bize katılın!

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.