Başkalarının ne düşündüğü ile ilgili olarak düşünme becerisi (zihin kuramı), onu kazanan her hominin türüne muhtemelen önemli bir evrimsel avantaj sağlamıştır. Örneğin, yiyecek elde etmede zihin kuramına sahip bir avcı diğer avcıların kullandıkları stratejileri düşünerek daha başarılı olabilecek yeni yaklaşımlar geliştirebilecektir. Zihin kuramına sahip bir savaşçı muhtemelen düşmanının ne yapacağını daha iyi tahmin edebilecektir. Zihin kuramına sahip bir tüccar, malın satıcısı için kabul edilebilir en düşük fiyatı daha doğru bir şekilde belirleyebilirdi. Üreme konusunda da zihin kuramına sahip bir erkek a da kadın, karşı cinsi uyarmada büyük bir olasılıkla daha başarılı olacaktır. Gerçekten de cinsel açıdan uyarma sanatı ve genlerin devamını sağlama kısmen diğer kişinin aklından neler geçtiğini ve ne istediğini düşünmeye odaklanır.

Modern Homo sapiens olarak bizler için, homininlerin başkalarının düşüncelerine farkına varmadan önce neye benzediklerini hayal etmek oldukça zordur. Diğerlerinin ne düşündüğü, neler bildiği, nelere inandığı ya da neleri arzuladığı ile ilgili olarak düşünmek insan olmanın önemli bir parçasıdır; filmler, tiyatro oyunları, komediler ile televizyon dizileri gibi eğlencelerin ve günlük hayattaki dedikodularımızın özünü oluşturur. Başkalarının düşüncelerinin farkında olmak aynı zamanda empati için de bir önkoşuldur, çünkü başkalarının düşüncelerinin farkında olmaksızın empati kurulamaz. Nörolog Richard Restak, Modular Brain adlı kitabında, prefrontal korteksin zarar görmesinin başkalarına yönelik farkındalığı azaltabileceğine ve dolayısıyla ‘’işlevlerimizi neredeyse insan-altı bir düzeye’’ indirgeyeceğine, bunun da yazarın en gelişmiş zihinsel özellik olarak gördüğü başkalarıyla empati kurabilme kapasitesinin yitirilmesi anlamına geldiğini anlatır.1

Diğer insanların düşüncelerine yönelik farkındalığın bozulduğu çeşitli durumlar vardır. Bunların başında otizm gelir; otistik bireyler ‘’bir başkasının bildiklerini veya beklentilerini göz önüne almaları gereken durumlarla’’ ilgili özel bir zorluk yaşarlar. İngiliz psikolog Simon Baroncohen, otistik çocuklardaki bu güçlüğü ‘’ zihin körlüğü olarak adlandırır. Otizmli çocuklara Sally-Anne testi uygulandığında bu eksiklik ortaya çıkar. Normalde dört yaşındaki çocukların yüzde 85’i Sally’nin topu Anne’in koyduğu kutuda değil, kendi bıraktığı sepet içinde arayacağını doğru bir şekilde yanıtlar. Ne var ki, otizmli çocukların yalnızca yüzde 20’lik bir kısmı doğru cevabı verir. Otistik çocuklar kendilerini Sally’nin yerine koymakta ve topun yeri konusundaki yanılgısını anlamakta zorlanırlar. Otizmin, prefrontal korteks de dahil omak üzere beyindeki belirli alanlardaki hasardan kaynaklandığı düşünülmektedir.2

Başkalarının düşüncelerine yönelik farkındalığın bozulduğu bir başka durum da antisosyal kişilik bozukluğudur; bu bozukluğa sahip olan insanlar empati kurma yerişinden yoksundurlar, sıklıkla suça karışırlar ve hapishanedeki bireylerin çoğunluğunu oluştururlar. Bu kişilerde yapılan beyin görüntüleme araştırmaları ön singulat, insula ve alt parietal alan gibi pek çok beyin bölgesinde anormallikler olduğunu göstermiştir. Diğer insanlara yönelik farkındalık, kaza sonucu prefrontal bölgenin hasara uğraması ile de bozulabilir. Bu konuda genellikle atıf yapılan klasik örnek, 1848’de frontal lobuna bir demir çubuk saplanan Phineas Gage ile ilgilidir. Kazadan önce, Gage çevresinde ‘’sakin ve saygılı’’ biri olarak bilinirdi. Sonrasında ise diğer insanların duygularına karşı duyarsız hale gelmiş, ‘’kaba, küstah, görgüsüz ve terbiyesiz biri’’ olarak tanımlanmaya başlanmıştı. Bu olumsuz tavırlarının yaşadığı toplumun tahammül edilemez bulduğu bir seviyeye ulaştığı belirtilse de yaşamı hakkında elde edilen daha yeni bilgiler, davranışındaki bu değişikliğin genellikle anlatıldığı kadar şiddetli ve keskin olmadığını düşündürmektedir. Bir zamanlar şiddetli zihinsel rahatsızlığı olan hastalara uygulanan lobotomi ameliyatlarında olduğu gibi prefrontal kortekse kasıtlı olarak zarar verilmesinde yaygın olarak diğer insanların duygularına yönelik farkındalığın azalmasına neden olmuştur. Bu kişiler ‘’nezaket yoksunu, patavatsız, karşılarındaki insanlara karşı duyarsız’’ ve ayrıca ‘’bazen kendilerini dehşet verici ölçüde kontrol edemeyen ve başkalarına karşı düşünceli davranmayan‘’ insanlar olarak tarif edilmekteydi.3

Kaynak

1. Richard M. Restak, The Modular Brain. (New York: Touchstone, 1994), s. 107.

2. A. M. Leslie, ‘’The Theory of Mind Impairment in Autism: Evidence for a Modular Mechanism of Development?’’, Natural Theories of Mind: Evolution, Development and Simulation of Everyday Mindreading, ed. Andrew Whiten, (Oxford: Basil Blackwell, 1991), s. 63-77; Simon Baron- Cohen, Mindblindness: An Essay on Autism and Theory of Mind. (Cambridge: MIT Press, 1997)

3. Y. Yang, A. L. Glenn ve A Raine, ‘’Brain Abnormalities in Antisocial Individuals: Implications fort he Law’’, Behavioral Sciences and the Law 26, 2008, s. 65-83; M. Macmillan, Inhibition and the Control of Behavior: From Gall to Freud via Phineas Gage and the Frontal Lobes’’, Brain and Cognition 19,1992, s. 72-104; E. L. Hutton, ‘’Personality Changes After Leucotomy’’, Journal of Mental Science 93, 1947, s. 31-42; Jack El-Hai, The Lobotomist. (New York: Wiley, 2005), s. 168.

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Buket Güzel

Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. İkinci Üniversite kapsamında laborant ve veteriner sağlık okuyorum. Marmara Üniversitesi Pendik Eğt. ve Arş. Hastanesi'nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyolojide staj yapmaktayım. Nadir Hastalıklar Genetik Tedavi yarışmasında ekip arkadaşlarımla birlikte glikojen depo hastalığı tip 1a üzerine yapmış olduğumuz ödüllü bir projemiz bulunmaktadır. Şu an gsd tip 1a: Farklılaştırılmış hepatosit hücrelerine uygulanan gen tedavisi için TÜBİTAK 1002 projesi yazmaktayım.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.