Kırk bin yıl önce modern Homo sapiens’in ilk otobiyografik belleği ve kendisini düşünsel olarak zamanda geriye ve ileriye yansıtabilme becerisini ilk defa geliştirdiği açıkça görülen dönemle, 11.000 yıl önce ilk çiftçilerin bitkileri evcilleştirmeye başladığı dönem arasında yaklaşık 30.000 yıllık bir zaman vardır. Acaba neden bellek cihazları kullanmaya başladığı, yoldaşı homininleri mezar eşyalarıyla beraber gömdüğü ve avlanmayı umduğu müthiş hayvanların resimlerini yapmaya başladığı sırada modern Homo sapiens bitki yetiştirmeye de başlamamıştı? Dale Guthrie’nin söylediği gibi ‘’30.000 yıl boyunca neden tarıma, şehir hayatına, yazılı dile, seramiğe, işlenmiş metale, kumaşa ya da Holosen atalarımızın çoğunun hayatını şekillendiren dinamik inovasyon ürünü teçhizatların herhangi birindeki yeniliklere hiç rastlamıyoruz?’’ 1

Bunun bir açıklaması, şüphesiz o dönemin büyük kısmında oldukça soğuk olan ve bu nedenle tarımın gelişmesine uygun olmayan iklimdi. Bununla birlikte, bu görüş yaklaşık 38.000,35.000,29.000 ve 15.000 yıl önce geçici olarak ortaya çıkan daha sıcak iklim dönemlerini açıklamıyor. Neden iklimin daha ılıman olduğu bu zaman aralıklarında Bereketli Hilal’de ya da tarımın 11.000 yıl sonra bağımsız bir şekilde geliştiği diğer bölgelerde bitkilerin evcilleştirilmesine dair herhangi bir kanıt bulamıyoruz?

Bu durumun olasıklarından biri , modern Homo sapiens’in beyninde otobiyografik bellek gelişmiş olsa da tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve hayvanların evcilleştirilmesi için gerek duyulan bir diğer önemli özelliğin henüz tam olarak kazanılmamış olmasıdır. Bu özellik plan yapabilme yetisidir ve geçmişi anımsama ve kendini gelecekte düşünebilme becerisiyle aynı şey değildir. Otobiyografik bellek, plan yapabilmek için gerekli bir önkoşuldur ancak planlanmanın kendisi değildir.

İnsan beynindeki en önemli planlama merkezi olarak kabul edilen bölüm, Şekil 1.1’de görüldüğü gibi yan prefrontal kortekstir. Orta prefrontal korteks hominin evriminde daha erken gelişim göstermesine ve özfarkındalığın, başkalarına yönelik farkındalığın ve içebakışın gelişiminde kritik bir rol oynarken, yan prefrontal korteks bu bilişsel becerilerinin kazanılmasında nispeten küçük bir rol oynar. Buna karşın, yan profrantal korteksin başlıca görevleri planlama yapmak, akıl yürütmek, problem çözmek ve zihinsel esnekliği sürdürmektir; bunların tümüne genel olarak beynin yönetici işlevleri denir. Bir araştırmacı şöyle özetlemiştir: ‘’Alışılmamış derecede büyük yan prefrontal kortekse sahip olmak, insanları davranış sorunlarına yepyeni çözümler bulma konusunda ‘geleneksel olmayan’ şeyleri yapabilecek düzeye getirmiştir.2

Yan prefrontal kortekste oluşan bir hasarın kişinin planlama ve akıl yürütme yeteneğini ciddi şekilde etkileyebildiği bilinmektir. Yan prefrontal korteksin planlama ve mantık işlevleri nöropsikolojik testlerle araştırılabilir. Böyle bir test Hanoi Kulesi, kişinin geleceği planlama becerisini test eder. Wisconsin Kart Eşleme Testi ise kişinin koşullar değiştikçe planlarını değiştirebilme becerisini test eder. Bunlar, ilk çiftçilerin yetiştirdikleri bitkileri ve hayvanların bakımını planlamalarında gerekli olan bilişsel beceri türleridir. Bu nedenle, 11.000 yıl önce modern Homo sapiens’in bu testlerde kendisinden 40.000 yıl önce yaşamış olan atalarından daha başarılı olması muhtemeldir. Yan prefrontal korteksi en çok gelişmiş, dolayısıyla yönetici beyin işlevleri en yüksek düzeyde olan kişiler, genlerini aktarma ihtimali ve başarısında daha yüksek olacaklardır.

ŞEKİL 1.1 Modern Homo Sapiens: Yan prefrontal korteks

Homo Sapiens’in beyninde tam olarak gelişen son bölgelerden birinin yan prefrontal olması bu hipotezi destekler. Kırk beş beyin bölgesini doğum sırasındaki miyelinasyon (sinir hücrelerinin etrafını saran miyelin kılıflarının oluşma süreci) derecelerine göre sıralayan Paul Emil Fleschsig, yan prefrontal korteksin en son ‘’terminal bölgeler’’ arasında yer aldığını saptadı. Benzer şekilde, çocuk bireylerindeki gri maddenin nöro görüntüleme çalışmaları ‘’frontal kortekste dorsolateral (yan-arka) prefrontal korteksin en son olgunlaştığını’’ ve bu olgunlaşmanın kişinin yirmili yaşlarına gelene kadar tamamlanmadığını göstermiştir; bu da bahsedilen beyin bölgesinin evrimsel olarak çok yakın bir tarihte geliştiğini akla getirir. Mikroskop altında incelendiğinde, yan prefrontal korteks prefrontal korteksin geri kalanından farklı bir hücresel görünüme sahiptir ki bu da diğer kısımlara göre farklı gelişim gösterdiğini ileri sürer. İnsan ve şempanze yan prefrontal korteksleri karşılaştırıldığında, insandakinin beklenenden neredeyse iki kat daha büyük olduğu görülür. Bu tür gözlemler sayesinde araştırmacılar bu beyin alanının primatlara özgü olduğu ve özellikle insanlarda iyi geliştiği sonucuna vardılar. Beyin gelişimi konusunda önde gelen araştırmacılardan birisi olan Todd Preuss, ‘’Mevcut bulgulara bakıldığında, dorsolateral prefrontal korteksin aslında primat beyninin belirgin özelliklerinden biri olduğu sonucuna varmak için epey nedenimiz var. Buna ek olarak, bu bölgenin primat tarihi boyunca büyük bir değişime uğradığına dair kanıtlar da bulunmaktadır,’’ demiştir.3

Yan prefrontal korteksin süregelen gelişimine prefrontal korteksi parietal ve temporal loblara bağlayan büyük beyaz madde yolu olan üst boylamsal sinir demetinin gelişimi eşlik eder. Daha önce de belirtildiği gibi, üst boylamsal sinir demeti insanlarda çok yavaş gelişen bayaz madde yollarından biridir, bu da bu bağlantı yolunun insan evriminde nispeten yeni bir yapı olduğunu göstermektedir. İnsanın ve diğer primatların prefrontal korteksindeki gri madde ile beyaz maddeyi karşılaştırılan bir çalışmada, bağlantı yollarındaki beyaz maddeye ait farklılıklarının gri maddedeki, yani nöronlardaki farklılıklardan çok daha fazla olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle Homo sapiens’in iklimsel olarak daha sıcak olan 20.000 veya 30.000 yıl önceki zaman dilimlerinde bitki yetiştirmeye neden başlamadığı sorusunun yanıtı, prefrontal korteks ile diğer beyin alanları arasında henüz yeterli sayıda bağlantının kurulmamış olması olabilir. Günümüzden 11.000 yıl öncesine geldiğimizde bu bağlantılar artık gelişmişti; bu da sadece bitkilerin değil, aynı zamanda ruhsal benliğin de gelişmesine olanak tanıdı.4

Yaklaşık 7.000 yıl öncesine kadar, Homo sapiens’te yan prefrontal korteks ile beyaz madde bağlantı yollarının daha gelişmiş hale geldiği ve bunun da modern benliklerimizle ilişkilendirdiğimiz bilişsel süreçler ile davranışları olanaklı kıldığı düşünülmektedir. Hem bitkileri hem de ruhsal benliklerimizi yetiştirme becerisine bu şekilde kavuştuk.

Kaynak

  1. Guthrie, The Nature of Paleolithic Art, s.405.

2. Georg F. Striedter, Principles of Brain Evolution. (Sunderland, MA: Sinauer Associates, 2005), s.333.

3. Paul E. Fleschsig, Anotomie des menschlichen Gehirns und Rückenmarks auf mylogenetischer Grundlage. (Leipzig:Thieme, 1920); N. Gogtay, J.N. Giedd, L. Lusk ve ark., ‘’Dynamic Mapping of Human Cortical Development During Childhood Through Early Adulthood’’, Proceedings of the National Academy of Sciences USA 101, 2004, s. 8174, 8179; J. N. Giedd, ‘’Strustural Magnetic Resonance Imaging of the Adolescent Brain’’, Annals of the New York Academy of Sciences 1021, 2004, s. 77-85; T. M. Preuss, ‘’Evolutionary Specializations of Primate Brain Systems’’, Primate Origins: Adaptations and Evolution, ed. Matthew J. Ravosa ve Marian Dagasto, (New York: Springer, 2007), s. 176; T. M. Preuss, ‘’Primate Brain Evolution in Phylogenetic Context’’, Evolution of Nervous Systems, 4. Cilt, Primates, ed.Jon H. Kaas ve Todd M. Preuss, (Oxford: Elsevier,2007) s. 1-34.

4. P.T Schoenemann, M. J. Sheehan ve L.D. Glotzer, ‘’Prefrontal White Matter Volume Is Disproportionately Larger in Humans Than in Other Primates’’, Nature Neuroscience 8, 2005, s. 242-225.

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Buket Güzel

Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. İkinci Üniversite kapsamında laborant ve veteriner sağlık okuyorum. Marmara Üniversitesi Pendik Eğt. ve Arş. Hastanesi'nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyolojide staj yapmaktayım. Nadir Hastalıklar Genetik Tedavi yarışmasında ekip arkadaşlarımla birlikte glikojen depo hastalığı tip 1a üzerine yapmış olduğumuz ödüllü bir projemiz bulunmaktadır. Şu an gsd tip 1a: Farklılaştırılmış hepatosit hücrelerine uygulanan gen tedavisi için TÜBİTAK 1002 projesi yazmaktayım.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.