Başka bir kişiye ilgi ve bakım göstermeniz, o kişinin duygusal bakış açısını paylaşabileceğinizi, diğer bir deyişe onunla empati kurabildiğinizi gösterir. Bu nedenle empati diğer insanların zihnine girebilme ve onların ne düşündüklerini ve ne hissettiklerini bilebilme becerisi gerektirir. Psikologlar bunun zihin okuması ya da bir zihin kuramına sahip olmak şeklinde ifade ederler.

Zihin kuramı, ‘’başkalarının davranışlarının düşünceler, duygular ve inançlar gibi içsel durumlar tarafından motive edildiğinin anlaşılmasıdır’’. Bu, sadece diğer kişinin fiziksel varlığının ve niyetlerinin farkında olmak demek değildir; köpeklerle kurtların tehditkâr bir alfa erkeğine boyun eğişlerinde görüldüğü gibi pek çok hayvanda bulunan bu beceriye ilk homininler de sahipti. Buna karşın, zihin kuramı aslında kendinizi diğer kişinin yerine koymayı, onun zihnine girmeyi içerir. Başkalarının zihnini yalnızca söylediklerini dinlemekle değil, yüz ifadelerini, bakışlarını, duruşlarını ve hareketlerini gözlemleyerek de okuruz. Tanım gereği, öz farkındalık gelişene dek başkalarına yönelik farkındalık gelişmez, çünkü referans noktamız olan kendi düşünce ve duygularınızın farkına varmaksızın başkalarınınkileri anlayamazsınız. Nicholas Humphrey tarafından dile getirildiği gibi: ‘’Diğer insanlara benzemenin nasıl olduğunu hayal edebiliriz, çünkü kendimiz olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyoruz.1

Çocuk gelişimi ile ilgili çalışmalar, çocuklarda başkalarına yönelik farkındalığın dört yaş civarında nasıl gelişmeye başladığını ve on bir yaş civarına kadar gelişmeye nasıl devam ettiğini göstermektedir. Çocuklardaki bu farkındalık, çocuğun iki yaş civarında kendisini fark etmesinin ardından gelişir. University College London’dan psikolog ve bu konuda önde gelen araştırmacılardan Chris Frith zihin kuramını, başkalarının bizim gibi zihinlere sahip olduğuna inandığımız ve ‘’bu kişilerin davranışlarını zihinlerinin içindekiler, yani sahip oldukları bilgi birikimi, inançlar ve arzular üzerinden idrak ettiğimiz’’ an olarak tanımlar.2

Çocuklarda zihin kuramının var olup olmadığını değerlendirmek için Sally-Anne testi olarak adlandırılan standart bir senaryo kullanılır. İçinde bir top, kapalı bir sepet ve kapalı bir kutu olan bir odada bir çocuğa resimler veya kuklalar kullanarak Sally ile Anne gösterilir. Sally topu sepete koyar ve odadan çıkar. Gittiğinde çocuk Anne’in topu üstü kapalı sepetten alıp üstü kapalı kutuya koyduğunu görür. Daha sonra Sally odaya geri gelir ve çocuğa şu soru sorular: Sally topunu nerede arayacak? Bu soruyu doğru yanıtlamak için, topun kutuda olduğunu bilen çocuğun, Anne’in topu alıp kutuya koyduğunu görmediği için Sally’nin topun hala sepet içinde olduğu yönündeki yanlış düşüncesini anlaması gerekir. Buna birinci derece zihin kuramı denir.

Dört yaşına kadar neredeyse tüm çocuklar Sally’nin topu Anne’in koyduğu kutuda arayacağını söyler. O yaşlara kadar olan çocuklar, kendi bildiklerini diğerlerinin bildiklerinden ayırt edemezler. Dört yaşından itibaren, çocuklar başkalarının zihnine girme becerisine sahip olmaya başlarlar. Böylece Sally topun hala orada olduğunu düşünmektedir. Kendilerinden büyük kardeşleri olan çocuklar zihin kuramını daha erken yaşta edinirler; ayrıca onlarla konuşurken bu bilişsel becerilerinin gelişmesine yardımcı olacak şekilde zihinsel durumlara atıfta bulunan ifadeleri daha sık kullanan ebeveynlerin çocuklarında da bu beceri daha erken ortaya çıkar.3

Kaynak

1. R. N. Spreng, R. A. Marve S. N. Kim,’’The Common Neural Basis of Autobiographical Memory, Prospection, Navigation, Theory of Mind, and the Default Mode: A QuantitiveMeta Analysis’’, Journal of Cognitive Neuroscience 21,2009, s.489-510; Nicholas Humphrey, The Inner Eye: Social Intelligence in Evolution. (New York: Oxford University Press,2002), s.71.

2. C. D. Frith, Schizophrenia and Theory of Mind (Editorial)’’, Psychological Medicine 34, 2004, s. 385-389.

3. D. J. Povinelli ve C. G. Prince, ‘’When Self Met Other’’, Self Awareness: Its Nature and Development, ed. MichaelFerrari ve Robert j. Sternberg (New York: Guilford, 1998), s. 62; C.D. Frith, ‘’Interacting Minds-a Biological Basis’’, Science 286, 1999, s. 1692-1695; J. I. M. Carpendale ve C. Lewis, ‘’Constructing and Understanding of Mind: The Development of Children’s Social Understanding  Within Social Interaction’’, Behavioral and Brain Sciences 27,2004, s.79-151. Ayrıca bkz. Robin Dunbar, The Human Story: A New History of Mankind’s Evolution. (Londra: Faber and Faber, 2004), s. 43. Bir zihin kuramının edinilmesinin eğitimle geliştirilebileceğine dair ilave kanıtlar, edebi roman okumanın yetişkinlerde zihin kuramıyla ilintili yetenekleri geliştirdiğini gösteren çalışmalara dayanmaktadır; bkz. D C Kidd ve E. Castano, ‘’Reading Literary Fiction Improves Theory of Mind’’, Science 342, 2013, s. 377-380.

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Buket Güzel

Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. İkinci Üniversite kapsamında laborant ve veteriner sağlık okuyorum. Marmara Üniversitesi Pendik Eğt. ve Arş. Hastanesi'nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyolojide staj yapmaktayım. Nadir Hastalıklar Genetik Tedavi yarışmasında ekip arkadaşlarımla birlikte glikojen depo hastalığı tip 1a üzerine yapmış olduğumuz ödüllü bir projemiz bulunmaktadır. Şu an gsd tip 1a: Farklılaştırılmış hepatosit hücrelerine uygulanan gen tedavisi için TÜBİTAK 1002 projesi yazmaktayım.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.