Adli bilimlerin önemli konularından olan kimliklendirme, canlı ya da ölünün ayırt edici özelliklerinin tespit edilmesidir. Ölü ya da canlının muayenesi ile yapıldığı gibi insan vücuduna ait bir parçanın, bir dokunun, iz ve belirtilerin incelenmesiyle de yapılır.

Hiçbir zaman bitmemiş ve bitmeyecek olan adli vakaların günlük hayatımızda da sıklıkla karşılaştığımız durumları mevcuttur. Doğal afetler sonucu yanarak parçalanan cesetler, cinsel saldırı vakaları, silahlı olaylar, aile içi şiddet, uçak kazaları, tanınmayacak durumlara getirilen cesetler olayların aydınlatılmasını ve tanınmayı beklerler.

Kimliklendirme amaçlı biyolojik delil incelenmesinde temel amaç DNA ya ulaşmaktır. DNA adli bilimlerde kimlik tespiti amacıyla kullanılan önemli bir parametredir. Maalesef elde edilen biyolojik deliller her zaman yeterli miktarda ve istenilen durumda olamıyor.

İstenilen veri sağlanamadığı durumlarda uygulanabilecek yeni yöntemler geliştiren bilim insanları, dişlerin yapısını kullanabileceklerini keşfetmişlerdir. Diş; taç, boyun ve kök kısımlarından oluşmaktadır. Taç kısım, mineyle kaplı bölümdür. Mine, dentin ve sement; dişin sert tabakalarını oluşturur. Pulpa ise dişin yumuşak olan tek dokusudur ve bu tabaka dişin, hücreler dolayısıyla DNA’yı içeren tek bölümüdür.

Dünyada birbirinin aynı iki diş dizisi bulmak zordur ve ayrıca dental kalıntılar; vücut dokularının tahrip eden ya da değiştiren birçok ölüm sonrası olaylardan, yanmış cesetlerden, iskeletleşmeden sonra kalırlar. Dayanıklı olmalarının yanı sıra dişler, yumuşak dokuları (dil, yüz kas sistemi ve yağ dokusu) sayesinde diğer iskelet elemanlarına oranla da daha iyi korunurlar.

Dişler uzun süreli sıvı ortam ve farklı gömülme koşullarına, ayrışma, kuruma, yaygın travma ve 1000° F’yi aşan doğrudan ısıya rağmen önemli özelliklerini kaybetmeden korunabilirler.  Görsel ya da parmak izi yöntemlerinin geçersiz kaldığı durumlarda kimliklendirmede dişlerin rolü oldukça büyüktür.

Bazı durumlarda yaşı, soy geçmişi, cinsiyeti, mesleği, beslenme şekli, alışkanlıkları, dental ve sistemik hastalıkları hakkında ek bilgi sağlamak mümkündür. Örneğin;

  • Camcıda kesici diş kenarları baklava şeklindeyken terzi ve ayakkabıcılarda iplik kesmekten diş uçları dantela gibi aşınır.
  • Kurşun, civa ile ilgilenen sanayi işçilerinin dişleri üzerinde grimtrak çizgilenme,
  • Sigara içenlerde ise dişlerin ağız boşluğuna bakan iç yüzlerinde sarı kahverengi renk değişikliği oluşur.
  • Dişlerdeki erozyon varlığı; alkol kullanımını ya da mide rahatsızlığını gösterir.

Dişlerin yanmaya, bozulmaya, DNA’yı koruyacak yapıya sahip olması, parmak izindeki gibi kişiye özgü olması, DNA izolasyonuna müsait olması verileri elde edilmiştir. Elde edilen verilere göre hipotezler hazırlanmıştır:

  • Dişlerin sağlamlığı ve koruyuculuğu ile içerisinde hapsettiği genetik materyale bozulmadan erişim oldukça kolay olacaktır.
  • Ölünün tanınmasında insanları birbirinden ayıran  farklılıklarla diş dizisi ve sayısı yaş tespiti için kullanışlı bir belirteç olacaktır    
  • Dişlerin günlük hayatta kullanım şekli, dişin yapısını değiştirecektir. Bu sayede suçluların cesetler üzerinde oluşturduğu ısırık izleri, mesleklerini ele vererek suçlunun yakalanmasını kolaylaştıracaktır.

Cesetin kimliğinin belirlenmesinde etkili ve kolay yöntem olan dental analizdir. Tamamen yanmış, parçalanmış ve tanınamaz durumda olan cesetlerde tek sağlam kalan diş, sert ve dayanıklı yapısı sayesinde DNA’yı korur. Olay yerinde bulunan diş parçalarının dişin tek canlı hücre bulunduran kısmı olan pulpa tabakasından DNA izolasyonu yapılır.

Genellikle cinsel istismarlarda karşılaşılan ısırma olayları sonucu oluşan izler 24 saat boyunca mağdurun üzerinde durur. Bu süreçte izlerin biçimleriyle şüphelinin kayıtlı dental verileri varsa karşılaştırma yapılarak kolaylıkla suçlunun tespit edilmesi sağlanır. Varsa ısırık üzerindeki tükürükle analizi de yapılır ve DNA’sına ulaşılması hedeflenir.

Doğal Afet

2004 yılında, Tayland’da meydana gelen Tsunami felaketinde, kaybolan kişilerin kimliklendirilmesi, 4 ay gibi kısa bir sürede dental kayıtlara başvurularak tespit edilmiştir. Bu bölgede dental kayıtlarla kimliklendirme en önemli rolü oynamış % 46,2 oranında kimliklendirme bu yolla sağlanmıştır.

Savaş

1775 yılında bir hastası için gümüş diş köprüsü yapan genç diş doktoru Paul Revere, Amerikan Devrim Savaşı’nda ölen askerlerden birinin kimliğini bu şekilde tespit etmiştir.

Cinsel Saldırı

Dünyaca tanınan seri katil Ted Bundy, elindeki diş izleri mağdurlarından birinin diş profilinin eşleşmesiyle yakalanmıştır. Aynı zamanda mağdurlarından birinin kalçasında Bundy’nin diş izleri tespit edilmiştir.

Yaşadığımız dünyada hemen hemen her gün karşılaştığımız adli vakalar çözülmeyi bekler. Ama ne yazık ki adli çalışanların görevi olayın yaşanmasından sonra aktifleşmektir. Gerçekleşmeyen olayın analizi yapılamaz. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile analiz yöntemleri çoğalarak sonuçlara ulaşım kolaylaşmıştır. Dental analiz yöntemlerinin keşfi, dişlerin uzun süreli sıvı ortam ve farklı gömülme koşullarına, ayrışma, kuruma, yaygın travma ve 1000° F’yi aşan doğrudan ısıya rağmen önemli özelliklerini kaybetmeden korunabildiklerini kanıtlamıştır.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar, dişten kimlik tespitinin adli bilimlerin gelişen bir uğraşı alanı olarak kalacağını göstermektedir. Türkiye’de de son yıllarda kimlik saptanmasına yönelik çalışmalarda artış gözlenmektedir. Bu çalışmaların ülkemizde çeşitli yöntemlerin uygulanabilmesi için gerekli olan modellerin oluşturulmasında önemli bir basamak olduğu düşünülmektedir.

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Esra Nida Dindar

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir