Birçoğumuz mitoloji ile ilgili az çok bir şeyler duymuşuzdur. Zeus, Afrodit, Ares, Artemis gibi isimlere çoğumuz aşinayız. Peki mit kelimesinden türeyen mitoloji ne demek?

Mit veya mitos sözcüğü kuşaktan kuşağa yayılan, toplumda anlatıldıkça değişikliğe uğrayan, çoğunluğu kurgusal ya da yarı gerçek öyküleri ifade eden kavramdır. Mitler kim olduğumuza, nereden geldiğimize, yaratılışa dair soruları ele alabilir. Hatta mitler dilimize yer etmiş, dinleri etkilemiş, insanın iç yüzünü anlayabilmek için Freud gibi psikologlara bir araç olmuştur. Günümüzde dinlerin çoğu gibi, mitoloji de insan ve ondan daha yüce olan güç arasındaki bağlantıyı aramış, anlamlar bulmaya çalışmıştır. Şüphesiz en çok aklımızı kurcalayan, anlam aradığımız, nasıl diye sorduğumuz konu olan yaratılışı ele alacağız.

 MÖ 750-650’li yıllarda yaşamış Hesiodos’un, Theogonia (Tanrıların Doğuşu) eseri, Antik Çağ’da insanların yaratılışı nasıl gördüğüne ayna tuttuğu için önemli bir eserdir. Günümüzde dini ve bilimsel açıdan, evrenin nasıl yaratıldığına dair birçok teori mevcuttur. Yunan ve Roma mitolojisinde ise evren kaostan doğmuştur. Dünya, gökyüzü, deniz var olmadan önce, evreni oluşturan olgu tekti. Bu da kaostu. Bilinmeyen bir güç tarafından bu kaosa son verildi ve sıcak soğuktan, gökyüzü denizden, cennet dünyadan ayrıldı. Evrenin yaratılması için bir düzen şarttı. Ve bu bilinmeyen güç tarafından düzen sağlandı. Popüler mitlerden birine göre Dünya’ya şeklini yaratıcı verdi. Yaratıcı; suyu dağıttı, dağları şekillendirdi, yıldızları ve bulutları gökyüzüne yerleştirdi. Bu yaratıcı, Dünya ve gökyüzünü kurduktan sonra denizlerde balıkları yarattığı gibi  karalarda hayvanları yarattı. Fakat insan hala yaratılmamıştı.

Diğer bir yaratılış teorisinde kaostan beş tane unsur doğdu. Bu unsurlar; Gaia (Dünya veya bazı kaynaklarda Toprak), Tartaros (Yeraltı), Nyks (Gece), Erebos (Karanlık) ve Eros (Aşk). Gaia bir ilişki yaşamadan kendi kendine 3 adet çocuk doğurdu; Uranos (Gökyüzü), Pontus (Deniz) ve Dağlar. Gaia’nın doğurduğu Uranos, annesiyle çiftleşerek başka çocuklar yaptı. (Mitolojide ensest ilişki rastlanan bir durumdur.) Bu sayede koca bir nesil yaratıldı. Her bir doğumda evrene daha fazla düzen geldi.

İnsanın yaratılışına dair farklı teoriler olsa da en popüleri insanın topraktan yaratılmasıydı. İnsanın tohumları toprakta gömülü haldeydi ve tohumlar Gaia’nın çocukları kabul edilen insanı meydana getirdi. Diğer bir mit ise insanı yaratanın Prometheus olduğunu söylemektedir. Titan olan Prometheus, Gaia’nın torunlarından biriydi ve erkek kardeşi olan Epimetheus’la ona insanı yaratma görevi verildi. Bunun sonucunda Prometheus , tanrıların suretine bakarak insanı kil ve sudan yarattı. Prometheus insanlara armağan olarak ateşi vermek istedi fakat Zeus insanlığa kızgındı ve ateşi paylaşmak istemedi. Buna rağmen Prometheus ateşi çaldı ve insanlara bu özel armağanı verdi. Zeus bir gece bunu fark etti,  öfkesi gökleri aştı ve Prometheus’u cezalandırdı. Fakat öfkesi hala dinmemişti. Bu yüzden insanlara bir zaaf vermek istedi. Zaaf ise kadındı. Kadına güzellik, şehvet ve cazibe verdi. Erkeklerin karşı koyamayacağı bu baştan çıkarıcı kadın ise Pandora’ydı. Zeus, Pandora’yı insanoğluna armağan etti ve bu cazibeye karşı koyamayan Epimetheus onu karısı kabul etti.

Pandora denilince hepimizin duyduğu, deyim olarak dilimize geçen Pandora’nın kutusu akıllara gelmiştir. Pandora’nın kutusu olarak bildiğimiz olayın ortaya çıkışına dair birden fazla mit mevcuttur. Bunlardan birinde bir gün tanrılar Pandora’ya ağzı kapalı bir kavanoz verir. Bunun bir armağan olduğunu söylerler ve Pandora kavanozu açtığında hastalık, keder, kötülük, acı Dünya’ya yayılır. Pandora son anda umudu hapseder. Diğer bir mite  göre ise Zeus, Pandora’ya düğün hediyesi olarak bir kutu gönderir. Kutuyu açtığında şükranlar semalara kaçar ve geride sadece umut kalır.

Pandora’nın kutusu hakkında daha farklı mitler olsa da hepsinin uyuştuğu konu; insanın acı ve kedere dayanması için geriye kalan umuttur. Zeus, Pandora’yı kullanarak intikamını insanlardan almıştır.

Yazıyı okurken mitoloji ve dinlerin ne kadar benzediğini fark etmemek olanaksızdır. Zira Pandora’nın öyküsü de İncil’de yer alan Havva öyküsüyle fazlasıyla benzerdir.

Belki de mitolojide yaratılış konusunun bu denli derin olması, 300 bin yıllık insanlık tarihinin, her zaman bu soruya cevap aradığının bir göstergesidir. Bilim sayesinde bugün evrenin nasıl oluştuğu, insanın nasıl ortaya çıktığı gibi sorulara cevap bulsak da mitler her zaman keyifli okumalar için iyi bir alternatiftir.

Kaynak

Dr. Nancy Conner, Klasik Mitoloji, 4.Baskı, Çevirmen Deniz Candaş, 2018

https://www.desy.de/gna/interpedia/greek_myth/creation.html#:~:text=Creation%20of%20the%20World,to%20man%20out%20of%20darkness

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

Nursena Altan

Marmara Üniversitesi Biyoloji bölümü öğrencisiyim. Aynı zamanda Kimya bölümü ile çift anadal yapıyorum. Biyolojinin her alanını seviyorum. Kültür ve Sanat yazılarında da bol bol buluşacağımıza inanıyorum. Güncel ve ilgi çekici yazılar için takipte kalın!

4 Yorumlar

    Çok bilgi vericiydi, teşekkürler.

    Mitolojiye fazlasıyla ilgi duyan biri olarak bu tarz yazıları okumak her zaman çok hoşuma gitmiştir. Çok beğendiğim ve keyifle okuduğum bir yazı oldu. Bu tarz yazılarınızın devamını bekliyor olacağım.

    Bilgilendirici nitelikte çok güzel bir yazı olmuş 👏🏻👏🏻

    Çok keyifli bir yazı olmuş . Devamını sabırsızlıkla bekliyorum

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.