Bundan yaklaşık olarak 400 milyon yıl önce eklem bacaklılar, aslında günümüzdeki kadar tehlikeli değillerdi. Hatta hiç birinin zehirleri bile yoktu. Ancak evrim yerinde hareketsizce durmadı. Yeni türler ortaya çıkmaya devam etti ve tüm dünyaya yayıldılar. Ancak bir gün böcekler yanlışlıkla kanın tadına bakınca her şey değişti.

Dikkat!

Yazımızda örümcek, eşek arısı ve kene gibi çeşitli eklembacaklıların fotoğrafları yer almakta. Fobisi olan arkadaşlar için TW (travma tetiklenme uyarısı) geçmek istedik.

Şimdi size çok basit bir örnek vereceğim. Eğer tatlı bir şeyin tadına bakarsınız, mesela çikolata bundan sonra çok büyük bir ihtimalle hayatınızın sonuna kadar çikolata yiyebilmeyi isteyeceksiniz. Her gün değil tabii ki! Tüm diyetiniz çikolatadan oluşsun istemezsiniz. Ancak çikolatanın tadına baktıktan sonra bir daha asla çikolata istememek gibi bir düşünceye de bürünmezsiniz. Dürüst olalım. Birçok insanın tatlı düşkünlüğü olduğu inkar edilmez bir gerçek. -Yazar da bu görüşe ısrarla katılıyor.- Aslında bu durum genlerimizde de gömülü ve şekere bağımlı olmamıza neden oluyor. Kabaca aynı durum böceklere de söz konusu. İlk böceğin kan emebileceğine dair en ufak bir fikri bile yoktu tabii ki. Çünkü o zamanlarda dünyada kan emmeye elverişli ağız parçalarıyla donatılan canlılar bulunmuyordu.

+ owwww!! – Özür dilerim! Ama bir ısırık daha alabilir miyim?

Teoriye göre bir böcek ilk kez yanlışlıkla kanın tadına baktığında, eklem bacaklı canlıların büyük bir bölümü emmeye elverişli ağız parçaları geliştirmeye başlamıştı bile.

Özetle, bir kere kanın tadına bakan böcekler için daha sonra onu reddetmek imkansızlaştı. Ve zamanla sadece spor, nektar ve diğer çiçek bölgelerini tüketen böcekler yavaş yavaş diyetlerine insanları da katmaya başladılar. Hatta sivrisinek gibi bazı böcekler tüm diyetlerini insanlara adadı.

Gelelim sorumuza:

Kanı, tüm yeme düzenini değiştirecek kadar değerli yapan şey ne?

Kan çok mu lezzetli? Kanla beslenmek trend mi oldu? Bu böcekler aniden kana susamış olduklarını mı fark ettiler yoksa? Tabii ki bunların hiçbiri doğada gerçekleşmiyor. Şöyle özetleyelim, kan ile beslenmek doğadaki yırtıcılar daha doğrusu canlılar için piyangoyu kazanmak gibi bir şey. Neden mi? Bir kafeye girip barista ile kahve makinesini almak için dövüştüğünüzü düşünün. Bir de sessizce bardakta hazır olan kahvenizi aldığınız iki durumu karşılaştırın. İşte olay aynen bu. Birçok hayvan beslenebilmek için çok büyük efor sarf etmek zorunda. Buna avlanma grupları kurmak da dahil. Kan emen canlılar ise bir köşede sessiz, sakin ve rahatlıkla beslenebiliyorlar.

Şunu da unutmayalım. Doğadaki en güçlü yırtıcı hayvanlar bile kana susamış böcekler nedeniyle zor zamanlar geçirebiliyor. Hatta bir zamanlar dinozorlar bile günümüzdeki modern pirelerden 7-8 kat daha büyük olan pireler tarafından her gün defalarca ısırılıyorlardı. Ve maalesef dinozorların bu durum hakkında yapabilecekleri hiçbir şey yoktu.

Image
Yani bu kollarla ne yapabilirlerdi ki? (cc: twt @swaggybark)

Evet maalesef evrimin merhameti yok arkadaşlar… :’)

Şimdi ise kanın neden mükemmel bir besin olduğunu birazcık daha açıklayalım. Kan, minik organizmaların rahatlıkla yaşamlarını idame ettirebilecekleri kadar, hatta üremelerine yetecek kadar protein barındırıyor. Ayrıca sıvı olduğundan bu madde ile beslenmek için tam anlamıyla gelişmiş olan çenelere de ihtiyaç yok. Üstelik zengin içeriğinden dolayı tek bir ısırık canlıya fazlasıyla yetiyor.

Araştırmacılar, eklem bacaklıların kan içmeye yöneldiklerini, çünkü evrim sürecinde birçok hayvanın derisinin incelmesiyle kan içmenin daha elverişli hale geldiğini düşünüyorlar. İlk eklem bacaklının kan içtiği günden bu yana milyonlarca yıl geçti ve bu canlılar hala hayattalar. Bu da mekanizmanın tıkır tıkır işlediği anlamına geliyor.

Peki bir hayvan kendi yemek kaynağını neden öldürür?

Ancak burada şuna dikkat etmeliyiz ki öldürmekten kastımız, beslenme sırasında konağa aktarılan bulaşıcı hastalıklar. Yani içinden sandviçimizi aldıktan sonra buzdolabını yakmak gibi bir durum bu aslında. Ve bunu söylerken inanın abartmıyorum ama sivrisinekler gerçekten de insanlar için dünyadaki en ölümcül canlılardan biri. Çeşitli kaynaklara göre sivrisinekler bir yılda 700.000 ile 1.000.000 arası insanı öldüyorlarmış.

Sivrisinek neden bazı insanları daha çok seviyor? - LOG

Sivrisineklerden sonra insanlar geliyor. Bir yılda insan kaynaklı insan ölümleri 450.000’i buluyormuş. Hemen ardındansa 50.000 – 100.000 ile yılanlar takip ediyor.

Kan emen eklembacaklılardaki asıl tehlike canlıyı kurutana kadar kan içmeleri değil tabii ki. Asıl tehlike yukarıda da değindiğimiz üzere yaydıkları hastalıklar. Keneleri ele alacak olursak, tek bir kene bünyesinde 9 farklı hastalık bulundurabiliyor.

AMAN DİKKAT! Kene sessiz sedasız 'can' emiyor! - Haberler - Son Dakika  Haberleri

Lyme, Tularemi, Kayalık Dağları Benekli Ateşi (Rocky Mountain Spotted Fever) bunlardan sadece bazıları. Bu hastalıklardan herhangi birine yakalanırsanız ölebilir misiniz? Evet, kesinlikle! Günümüzde Tularemi hastalığı aslında biyolojik silah olarak kullanılmakta. Ve ilginç bir bilgi daha, 1927’de Sovyetler Birliği’nde başlayan biyolojik silah programında tifüs veya Q ateşine neden olabilen Tularemi de kullanılmıştı. Ancak şimdi de başka bir soru beliriyor akıllarda.

Kendi bünyesinde bu kadar çok hastalık barındıran bir canlı, nasıl oluyor da tamamen sağlıklı kalabiliyor?

Bu canlıların kendilerine özgü bağışıklık sistemleri var ve inanılmaz dayanıklılar. Özellikle de keneler. Mesela sivrisinekler bir ya da iki patojen taşıyarak hasta olmadan hayatlarına devam edebiliyorlar. Ancak daha fazlası onlar için genellikle ölümcül oluyor. Öbür yandan kenelerin bağışıklık sistemlerinde oldukça özel bir mekanizma var. Bu mekanizma sayesinde kenelerin bünyelerine giren bütün hastalık etmenleri, tamamen etkisiz hale getirilebiliyor. Neyse ki dünyada bulunan kenelerin hepsi bu derecede tehlikeli değil. Yaklaşık 5000 türü olan kenelerden, tehlikeli olan sadece 30 kadar türü Türkiye’de yaşıyor.

Tehlikeli demişken, dünyanın en tehlikeli böceği nerede yaşıyor biliyor musunuz?

Hayır Avustralya’da değil ama Japonya’da. Hornet’leri duymuş muydunuz? İşte yukarıda bahsi geçen böcek Dev Asya Hornet’i (eşek arısı).

Vespa Mandarinia Hornet (Asya devleri)

2019’da Kuzey Amerika’da belirmesi inanılmaz büyük bir paniğe sebep olmuştu. Tabii ki de haklı bir sebebi vardı. Bu dev böcekler özellikle bal arılarının kökünü kuruturken insanlar için de büyük tehlike oluşturuyorlar. Canı sıkılana ya da yorulana kadar hiç durmadan defalarca sizi ısırabilecek koca çeneleri var. Ayrıca bal arıları gibi bir kez sokup ölmüyorlar. Bal arılarının aksine bu hayvanların iğneleri çok daha büyük ve kötü bir haber daha, yine yorulana kadar ya da canları sıkılana kadar sizi defalarca sokabilirler. Bunlardan biriyle karşılaşırsanız umarım acı eşiğiniz yüksektir. Çünkü bal arılarına göre sokmaları 8 kat daha fazla can yakıyormuş.

Yanlış anlamayın! Avustralya’da da hornetler var tabii ki. Ancak Asya’daki akrabaları ile boy ölçüşemezler bile. Avustralya hornet’i, Asya’lı türlerine kıyasla ortalama 2.03 santimetre daha küçük ve bu türün olgun bireyleri nektarla da beslenebiliyor. Asya Hornetlerinin diyetleri ise karşılarına çıkan tüm böcekleri içeriyor. Oldukça agresif bir karakterleri var ayrıca. Emin olun bunlardan biri ile karşı karşıya gelmek dahi istemezsiniz.

Zehirli hayvanlar deyince ilk olarak Avustralya akla gelse de Japonya da bazı korkutucu canlılara ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında büyük mermer süre böceği, zehirli tırtıl türleri ve 20 santimetreye kadar büyüyebilen zehirli çiyanlar da yer alıyor.

Bu tırtıla dokunan 12 saat boyunca dayanılmaz bir acı yaşıyor
bu tırtıla dokunmanız durumunda sizi, 12 saat boyunca geçmeyen dayanılmaz bir acı bekliyor.
Dünyanın En Korkunç 55 Hayvanı ve Tüyler Ürperten Özellikleri | Paratic

Bahsettiğimiz çiyanlar tek ısırıkla bir evcil hayvanı ya da bir çocuğu rahatlıkla öldürebilecek kadar toksikler üstelik. Ancak birinin bütün bu canavarları avlaması gerek. Mesela hornetleri ele alacak olursak eğer, bu canlılar sadece etrafımızda gördüğümüz diğer böceklerden biraz daha büyük olan başka böcekler sonuçta. Yani bunca hayvan arasında besin zincirinin altında olmaları gerekir değil mi?

DEENNNNGGG!

Size absürt gelebilir. Ancak bu canlılar aslında birer Apex predatörler. Yani besin zincirinin tepesinde yer alan uç yırtıcılardır. Bu da onların rakipsiz oldukları anlamına geliyor. Aslanları düşünün. Menüsünde aslan olan bir canlı tanıyor musunuz? İşte durum aynen bu. Katil balinalar ve ayılar gibi hornetler de bu gruba dahiller. Görünüşe bakılırsa, teoride hornetlerle beslenebilen bir hayvan var. Bu canlı da Avrupalı Bayağı Arı Şahin’i.

Honey buzzard stok fotoğraflar - Sayfa 2 | Honey buzzard telifsiz resimler,  görseller | Depositphotos

Teoride olmasının sebebi bu kuşların, göç bölgeleri de dahil olmak üzere yayıldıkları habitatların hiçbirinin Japonya’nın yakınından bile geçmemesi. Yani dev hornetlerin korkmaları gereken tek canlı, duruma hazırlıklı insanlar oluyor. Ve bir de mikrodalga oluşturarak kendi kovanları içerisinde hornetleri canlı canlı haşlayarak öldürmeyi öğrenen bal arılarını unutmamak gerek.

Bu arada bana oldukça garip gelen bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Böcek Türlerinin Büyük Bir Hızla Yok Olması, İnsanlık İçin Ne Kadar  Tehlikeli - Son Dakika

Görünüşe göre böcekler, evrim sürecinde diğer küçük hayvanların beslenebilmeleri için açığa çıkmışlar. Ama neden? Bu hayvanlar gayet tabii başka canlılarla da beslenebiliyorlardı. Sonuçta böcekler ve diğer minik eklembacaklılar var olmadan önce de hayattaydılar. Peki öyleyse, bu durumda böceklerin pek de gerekli olmadıkları çıkarımında mı bulunmalıyız? Elbette hayır!

”Böcekler olmasa da olur!”

diyenlerinizi duyuyor gibiyim. Ancak evrim sürecinde siz fark etmeseniz de inanılmaz derecede önemli bir koltuğa kuruldular bu eklembacaklılar. O kadar ki böceklerin aniden dünyadan yok olması durumunda sofralarımıza gelen ürünlerinin %90’ı ortadan kalkacaktır. Ve maalesef ki bu sorunların henüz başlangıcı.

Böyle bir senaryo ile karşı karşıya kalmamız durumunda tek sorunumuz açlık olmayacak.

Organik atıkları ayrıştıran işçiler arasında böcekler de büyük bir yer edindiğinden, muhtemelen sıradaki önemli problem hava kirliliğine bağlı akciğer yetmezliği ve kanserleri ile devam edecektir. Belki de bu yüzden evrim böceklerin bu denli tehlikeli olmalarına müsaade etti. Çünkü onların var olmadığı bir ortamda doğanın sorunsuz işlemesi imkansız bir hale geliyor.

Dev Asya Eşek Arısı’nı ele alacak olursak eğer, genel olarak bu arıların ısırığını tadan bir hayvan, bu canlıya bulaşmaması gerektiğini çok net anlar. Söylenenlere göre, Dev Asya Hornetinin sokması, sıcak kırmızı kızgın bir iğnenin defalarca derinize saplanması gibi hissettiriyormuş. Ayrıca, sokulan bölgedeki ağrının geçmesi günleri buluyormuş. Eşek arılarının zehirleri her ne kadar kan hücrelerini öldürüp kas kaybına ve böbrek yetmezliğine sebep olsa da, genel olarak alerjisi olmayan bir insanı öldürebilecek kadar güçlü değiller. Bunu başarmak için 2000 kadar eşek arısının aynı anda sizi sokması gerekiyor. Ancak her canlı, insan öldürmek için gruplaşmak zorunda değil.

Örnek vermek gerekirse Sidney huni yuvalı ağ örümceği insanlar için en zehirli canlılardan biri olarak biliniyor.

Örümceğin ısırdığı çocuğa 12 şişe panzehir verildi - Son Dakika Haberleri

Isırığı bir yetişkini 24 saat içinde öldürebilir. Küçük çocuklarda bu süre çok daha kısa. Bu örümcek ısırıklarına karşı bir antidot var, ancak doktorunuza durumu tarif etmekte bol şanslar! Peki boyutları 5 – 6 santimetreyi geçmeyen bir canlı neden bu kadar güçlü bir zehir salgılar? Dikkat ederseniz küçük canlılar, büyüklere kıyasla çok daha tehlikeliler. Dinozorlar çağından beri giderek küçülmelerine rağmen ters bir orantı ile daha da zehirli hale gelmişler. Şöyle bir bakacak olursak pek de mantıklı bir durum değil bu sanki? Yani roketatarla kelebek avlamak gibi bir durum bu. Evet kelebeği öldürüyoruz. Ama bu kadarı gerçekten gerekli mi?

Dinozor çağındaki en zehirli madde, aslında böceklerde şeker metabolizmasını regüle etmek için kullanılan bir hormondan öteye geçmemiştir. Bahsi geçen hormon, hücrelerde şekeri sindirebilmek ve bundan enerji elde edebilmek için kullanılıyordu.

Peki bu hormon nasıl oldu da zehir olarak evrildi?

Cevabı aslında çok basit. Yıllar geçtikçe evrimleşen rakibin bağışıklığının daha da kuvvetlendiği bir durumda eklembacaklılar ne yaptı? Tabii ki daha güçlü zehirler üreterek karşılık verdiler. Araknofobisi (örümcek korkusu) olanlar için kötü bir haberim var, bazı örümcekler bünyelerinde birden fazla zehir bulundurabiliyorlar. Yani size tek bir ısırıkta birden daha fazla zehir enjekte edebiliyorlar. Ve emin olun içlerinden biri kesinlikle etkili oluyor. Günümüzde birçok örümceğin insanlar için ölümcül olmadığı bilinse de, bu durum sonsuza kadar aynı kalmayacak maalesef. Ancak içiniz rahat olsun. Kaos senaryolarındaki gibi dev böceklerle asla karşılaşmayacağız. :’)

Sadece uygun olmayan ortam koşullarına bağlı bir durum değil bu. -Yani evrim sürecinde böceklerin, bu noktadan sonra boyutlarının büyümesinden bahsediyoruz.- Aksi, oldukça mantıksız olurdu çünkü. Zaten oldukça zehirliler bir de devasa boyutlara ulaştıklarını düşünün! Besin zincirleri darma duman olurdu.

Araştırmalara göre, kuşlar evrimleştikçe meyve sineklerinin boyutlarında zaman içerisinde çiddi bir küçülme gözlemlenmiş. Aslında küçülmek canlılar açısından oldukça mantıklı bir adaptasyon. Neden mi? İlk olarak besin bulmak çok daha kolay, ayrıca üremek de öyle. Bir fil ve karıncayı karşılaştıracak olursak eğer, bir filin gün içerisinde ortalama 150 kg besin tüketmesi gerekir. Karıncalar ise kendi ağırlıkların yaklaşık 2/3’si kadar yemek yerler, bu da ortalama 0.06 grama denk gelmekte. Yine bir filin doğması için 18-22 ay gerekliyken, karıncalar için bu süre 1-2 haftadır.

Sonuç olarak minik canlılar yok olma tehlikesine karşı çok daha avantajlılar.

Görünüşe göre gelecekte küçük ama çok daha tehlikeli canlılarla karşı karşıya kalacağız. Acaba insanların evrimi ne doğrultuda olacak diye sormadan edemiyoruz. Bir sonraki yazımızda Moletik.com‘da tekrar görüşmek dileğiyle 🙂

Bu içeriği paylaşın
Yazar hakkında

İnci Avşar

Marmara Üniversitesi'nde biyoloji okuyorum. Sanata, müziğe ve yaşamımıza hayat katan hemen her şeye ilgi duyan, hobileri arasından ne yapmak istediğine karar veremeyen ve Türkiye'de hayatta kalmaya çalışan yüz binlerce öğrenciden biriyim. Herkese merhaba ^-^

1 Yorum

    Çok başarılı bir yazı olmuş okurken yeni şeyler öğrendiğini hissediyorsun teşekkürler.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.